Kusura bakmayın ama söylediğiniz yalanların hiçbirine kimse inan mıyor, hatta o kadar zorlanıyorsunuz ki, insanlar sizin söyledikle riniz karşısında gülmemek için kendilerini zor tutuyor. İyisimi siz yol yakınken dönün ve yalan söylemek için kendinizi zorlamayın. Yalan söyleyememek elbetteki bir kusur değil, hatta sizi bu konu da tebrik etmek gerekir çünkü bu zamanda zor bulunan nadide bir saflığınız var.
Siz umudunuzu yasamak istediginiz aski nefes alip verdiginiz sehirde aramakla zaman kaybediyorsunuz.Cunku hayatinizin aski sizinle ayni havayi solumuyor ayni sehirde sizinle yasamiyor.Siz artik kendinizi onu bulmak icin sartlandirin.Yoksa bosa zamaninizi harciyacaksiniz boyle.Uzaklarda aradiginiz ask bulmaya ve olesiye yasamaya calisin...
Hiç bir pisliğe bulaşmadan düzgün bir şekilde yaşadın.Hırs yoktu fazla içinde ama yinede başardın evlendin. 2 çocuğun sıradan pembe panjurlu bir evin var. Ama 20 yıl sonra sen, bugün öğretmen derste yokken arkadaşlarına kağıt atmadığın , sınavda kopya çekme heyecanını yaşayamadığın için pişman olacaksın.
Doğruya doğru, siz de hayli neşeli birisiniz. Sıkıntıya fazla gelemeyen, eğlenmeyi seven… Haliyle monoton bir yaşamı olan, hele kendini hiçe sayan biriyle yaşayamazsınız. Size hayattan her an zevk almayı bilen, olumlu, güler yüzlü bir eş lazım. Bununla birlikte sevgi dolu ve sıcakkanlı da olsun. Böyle birinin arada bir tembellik, yeri geldiğinde bencillik yapmasına göz yumabilirsiniz. Keyfi tembelliğe çevirme oranı arttığında hafiften bir ayar yaparsınız, olur biter... Size ve eşinize bol keyifli bir evlilik hayatı dileriz...
İkna etmek ve yönetmek, karakter özelliklerinizin size bağışladığı iki önemli yetenek. Hayatınız boyunca üstlendiğiniz görevleri hakkını vererek yerine getirdiniz. Bu sayede pek çok insanın güvenini kazandınız. Kimseyle kavga ettiğiniz, hatta söz yarıştırdığınız bile görülmedi. Kimse sizden şikâyet edecek tek bir fırsat yakalayamadı. Nasıl başarıyorsunuz bilmiyoruz ama işleriniz de hiç aksamıyor, tıkır tıkır yolunda gidiyor. Bütün bunların tek sebebi var... Bütün bunları karizmanıza borçlusunuz. Aman ha onu iyi koruyun...
Senin gibilerin kıymeti bilinmez. Karşındaki için herşeyi yaparsın fakat o mal seni anlayabilecek kapasitede değildir. Senden bir baltaya sap olmaz. Tekmeler, kazıklar hayatının bir parçası. Bu kadar kibar ve anlayışlı olma. Biraz süründür onları da anlasınlar sen neymişsin. Neden hemen karşında duran o dünyanın 8. harikasına iş atıp sonra hiç birşey olmamış gibi içkini içmeye devam etmekle başlamıyorsun?
Romantik ve tatlı birisin. Zaman zaman kırılgan görünebiliyorsun. Ama belki de sen aşık olmayı seviyorsun! Aşkı, elle tutulabilecek bi' hayal olarak görüyorsun. "O"nun bi' şair-prens/prenses olmasını hayal ediyorsun... Peki ya "son derece normal" bi' çocuk seni beğeniyorsa n'olcak ? Önündeki aşkı tepecek misin ?
O kadar sanslisin ki bir sisenin icine koydugun imdat notu tam da en sevdigin sanatci tarafindan bulunacak! Sonra gelip kendi yatiyla o lanetli adadan elleriyle kurtaracak seni! Hani adanin diger ucunda kesfe cikmistin ya; o sirada sanatcinin yatini tanidin Ziplamaya ve bagirmaya basladin. O da hemen gelip seni kurtardi. Sansli sey seni!
Bu dünyada seni Onun kadar çok seven biri daha olamaz. Resmen kendisini aşkına yani sizE adamışŞ. Bir çeşit "mutluluk perisi" gibi sadece Senin mutluluğunu düşünüyOr. Onunla ileriye yönelik ciddi bir birliktelik düşünebilirsin. GerçektEn Çok şansLısın. Umarım farkındasındır!
Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.
Büyük ihtimalle bulutların üzerindesiniz. Belli ki ilişkinizde herşey yolunda, hayatınızın erkeğini/kadınını bulduğunuzu düşünüyorsunuz. Böyle düşünmekte çok da haksız sayılmazsınız, çünkü hayatınızdaki kişi sizi gerçekten mutlu ediyor, hayata çok daha güzel ve olumlu bir perspektiften bakmanızı sağlıyor. Herşey gelecekte aynı şekilde devam edebilir de etmeyebilir de. Aranızdaki ilişkinin yoğunluğu azalmaya başladığında boşluğa düşmemek için şimdiden önlem almalısınız. Hayatınıza sevgiliniz dışında başka insanların da girmesine, başka uğraşlar edinmeye, kısacası hayatınızı bir birey olarak yaşamaya özen göstermelisiniz. Siz kendi kişisel dünyanızı renklendirmeye başladığınızda ilişkiniz daha da renklenecektir.
Siz eğer karşınızdaki kişiden hoşlanmıyorsanız onu etkilemek için ekstra bir çabaya girişmezsiniz. Etrafınızdaki herkes tarafından beğenilmek gibi bir arzunuz yok, böyle bir tavır da size çoğu zaman anlamsız geliyor ama eğer birilerini etkilemek istiyorsanız kimse sizi durduramaz ve bu durumda tüm silahlarınızı çıkarırsınız. Hoşlandığınız kişilere karşı bilinçli veya bilinçsiz etkileyici tavırlar sergileyerek onun gözünün sizin üzerinizde olmasını sağlarsınız. Bu yapınız size aşk hayatınızda başarı sağlamaktadır, bu yüzden karşılıksız aşk pek size göre birşey değildir. Karşılığını alamadığınızı düşündüğünüz bir aşk var ise emin olun ki siz o kişiye gerçekten aşık olmamışsınız demektir, çünkü olsaydınız sizin yapınızda biri ne yapar ne eder o kişiyi elde ederdi.
Siz partilere koşa koşa gidip, yorularak çıkanlardansınız. Hiçbir parti hayal ettiğiniz gibi bitmiyor. Eğlenmek için kendinizi zorlasanız da olmuyor... Olmaz tabii... İnsanoğlu “eğlenmem lazım, eğlenmem lazım” diye tekrar ederek eğlenebilen bir yaratık değil... Böyle giderse yakın zamanda bir parti mendeburuna dönüşeceksiniz. Bir partiye hiçbir zaman büyük beklentilerle gitmeyin. Rahat olun, dans etmek, gülmek, hatta içki içmek zorunda bile değilsiniz. Kendinizi rahat bırakırsanız ve parti de kıvamlıysa nasılsa uyum sağlar, eğlenmeye koyulursunuz. Sarmıyorsa... Kendinize başka parti bulursunuz...
Duygu-mantık dengesinin mükemmel olması, size hayat boyu doğru karar olarak geri dönüyor. Kendinizinkiler dahil, bütün sorunlara uzaktan bakarak gereken manevraları yapabilme yeteneğiniz sayesinde yapıyorsunuz bunu. Bu da sizi yargıç yapıyor. Zaten bir denge insanı olarak adalet duygusunun çok iyi gelişmiş olmasının sürpriz sayılmaması gerekir. Yine de pişmanlık yaşamama adına duygularınızı fazla bastırmamanız önerilir. Fazla özverilisiniz. Başkalarına olduğu kadar kendinize de adil olun. Biraz kendiniz için yaşayın.
Romatizmin kalbi Paris’te atıyor, sizin kalbiniz ise Paris’te atıyor, çünkü siz romantik bir “Paris”siniz. Aşkın, romantizmin, duygusallığın olmadığı bir dünya sizin için bir anlam ifade etmiyor. Her ne yaparsanız yapın aşkla yaparsınız; işinize aşkla sarılırsınız, en basit akşam yemeğini bile aşkla yaparsınız, işin içinde aşk yoksa “ben de yokum” diyenlerdensiniz. Siz ne yaparsanız yapın içinde aşk olduğundan dolayı herkesi büyülersiniz. Elinizin değdiği her yemek başka bir tat kazanır, ucundan kenarından bulaştığınız bir iş çok sayıda insanı büyüler. O yüzden kendine has tılsımı olan bir romantik olarak Paris’te kendinizi bulursunuz. Paris de sizde kendini bulur.
Bu üc ülkeden birinin vatandasıydın,ruhun hangisini seciyorsa dogru olan o secenek olacaktır,tropik bir ada hayallerini süslüyor,bembeyaz kumlar, turkuaz rengi deniz ve palmiye agacları senin önceki yasam alanını süsleyen güzelliklerdi..su an evinden oldukca uzaktasın ama birgun mutlaka bir zamanlar dogdugun yerleri zıyaret edecek ve huzur bulacaksın