Nike adidas gbi ürünleri daha cok tercih edrsn . ama onların spor ayakkabılarını. spor ayakkbıdan cok hoşnırsın . sni gennllikle sportif kapri veya efoşfman giyerken görürler saçlarn taranmamış ama hoş gözükür. erkeksen maçlara kızsan koşmaya dikkat edersn. her yere ayak uydurursun. bazı makamlara diil ama.
Çok sıcak ve sempatiksİn; herkesle ilgilisin. İnsanların problemlerini dinliyor, çözümler bulmaya çalışıyorsun. Eğer birinin yardımına ihtiyacı olduğunu düşünürsen, en kötü günün de olsa sahnede sadece sen oluyor ve elinden gelenin en iyisini yapmaktan hiç çekinmiyorsun. Ama dünyayı kurtaramayacağını da unutmamalısın.
Sizin durumunuz için “fena değil” demek daha yerinde olur. Hem sabırlısınız hem de testimi ciddiye almışsınız. Sosyal yaşamda ve iş ortamında pratikliğinizle göz dolduruyorsunuz. Örneğin kilosu 8 YTL olan tam yağlı Ezine koyun peynirinin 1 kilo 250 gramının kaç YTL tutacağını kafadan hesaplayabiliyorsunuz.
Su eli kategorisindeki kisiler fazla maddeci degildir. Ayrica saf mantik yerine sezgi ve duygularıyla calisma egilimindedir. Bilinc altlariyla yakin iliskiye gecenler psisik guce sahip olabilirler. Cogu su eli sahibi psikoloji ve spirituel konulara ilgi duyar. Kirilgan ve fazlaca duygusal olan Su eli bireyleri modern yasamin zorluklariyla bas etmekte zorlanir. Daha yavas bir tempo onlar icin daha uygun oldugundan rekabet edilen ortamlardan hoslanmazlar ve sakin bir cevrede daha verimli olurlar. Yumuşak basli ve olaylardan kolayca etkilenen bu kisiler kendi baslarina karar veremezler.
Lionel Andrés Messi, (d. 24 Haziran 1987 Rosario, Arjantin) La Liga takımı Barcelona ve Arjantin Milli Futbol Takımı’nda forma giyen futbolcudur. 1,69 m boyunda 67 kg ağırlığındaki futbolcu oyun stili,sol ayağı ve özellikleri ile Maradona’ya benzetilmektedir. Maradona da kendisi için, ”veliahtı" olduğunu belirtmiştir.
Genellikle çevrenizdeki insanların, arkadaşlarınızın, ailenizin ve önemli müşterilerinizin duygusal durumlarına karşı hassassınız. Kendi davranışlarınızın başkalarının üzerindeki etkilerinin çok iyi farkındasınız. Yine de, başkalarına ve onların ihtiyaçlarına duyarlı olsanız da kendilerinizinkini de hatırlamalısınız! Bunları dürüstçe dile getirmekten korkmayın. Dünya zaten kendini feda etmiş insanlarla dolu – bir taneye daha ihtiyacı yok! Ayrıca işteki hırsınızı ya da diğer ana rollerinizi de düşünmelisiniz. Elbette ki deadline'larınız aksamamalı, çocuklar zamanında okula bırakılmalı, projeleriniz sonuçlandırılmalı ancak, bir yerde durmalı ve size bunların dışında nelerin haz verdiğini, nelerin sizin için anlamlı olduğunu hatırlamalısınız. Bunu düzenli bir şekilde yapmayı başaramazsanız düşmanca ve alaycı bir bakış açısına bürünme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Amacınızı yitirirsiniz. Bu da verimliliğinizde, rahat ve mutlu hissetmenizdeki kabiliyetinizde düşüşe yol açacaktır. Üzerinde çalışılması gereken alanlar: Kendinize şunları sorun: Hayatınıza en büyük anlam katan üç şey nedir? Genellikle hangi durumlar sizde gerginlik ve stres yaratıyor? Bu durumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz? Hangi olumsuz düşünceler sürekli aklınızı meşgul ediyor? İhtiyaçlarınızı ve duygularınızı başkalarıyla paylaşmaktan korkuyor musunuz? Bu korkunuzun altında diğer herkesi daha çok önemsemeniz mi (daha çok diğer insanların sempatisini kazanmak için) yoksa güçlü, sessiz tipi oynamak istemeniz mi yatıyor? Bu alanlara açıklık kazandırma üzerine çalışırsanız, potansiyelinizi azamileştirme yönünde ilerleyebilir ve hayatınızda daha büyük bir verimlilik, mutluluk ve tatmine ulaşabilirsiniz.
Eğer testimizi gayrı ciddi doldurmadıysanız siz Cem Yılmaz değilsiniz, olasınız da yok… Tarzınız değil. Hayatı fazla ciddiye alıyorsunuz. Dahası mizaha güvenmiyorsunuz. Kaygan, buzlu bir zemin olduğunun farkındasınız. Arada bir mecbur kalınsa da her daim böyle bir zemin üzerinde yolculuk etmenin doğru olmadığına inanıyorsunuz… Cem Yılmaz olmamanız ama gülmediğiniz anlamına gelmez. Birisinin onun yaptığı şeyleri yapması, söylediği şeyleri söylemesi, insanları güldürmesi hoşunuza gidiyor. En azından bu yük sizin omuzlarınızdan alınmış oluyor. Siz kendi uzmanlık alanınızdan gayet memnun ilerliyorsunuz. Risk almıyor, insanları kızdırmıyor, dikkatleri üzerinize çekmeden sessizce işlerinizi hallediyorsunuz. Süreç değil sonuç ilgilendiriyor sizi. Hiçbir başarınızın arkasında başkalarının sizi fark etmesi isteği yatmıyor. Aksine kendi ruhunuzu hoşnut etmek derdiniz. Başkaları sizi ilgilendirmiyor. Ne dedikleri, ne düşündükleri umurunuzda bile değil. Kendinizde gördüğünüz misyonu tamamlamak size yetiyor. Bir miktar ahlakçı olduğunuz doğru. Ama dünyaya sizin gibiler de gerekiyor…