Hayatı küçük sürprizler eşliğinde yaşamayı seviyorsunuz. Bütün derdiniz yükünüzü hafifletmek. Sürekli olarak ağırlıklarınızdan kurtulmaya çalışıyorsunuz. Artık sevmediğiniz ama “arkadaşım” dediğiniz birini kolayca hayatınızdan çıkarıveriyorsunuz mesela. Neşenizi kaçıran öyküleri duymazlıktan geliyorsunuz. Hayatı gel-git kıvamında yaşıyor, istikrarı önemsemiyorsunuz. Önemli olanın bugün olduğunu, dün için pişman olmaya değmeyeceği gibi yarının da bir garantisi olamayacağını biliyorsunuz. Sizinle geçen her an büyükçe bir maceraya karşılık geliyor. Kalbiyle sorunu olanlar ise sizi tekinsiz buluyorlar. Çünkü siz olanca değişkenliğiyle onları kendileriyle yüzleştiriyorsunuz.
Morgan, mitolojide büyük fikirleri gerçekleştirmenizi sağlayan ejder ruhunun prensesidir. Doğduğunuz zaman bu peri kulağınıza şunları fısıldar: Güçlü bir kişiliğiniz olacak Ahlaki değerlere çok bağlı olacaksınız Hayatın iniş çıkışlarına dayanacaksınız Çok alçakgönüllü olacaksınız Arkadaşlarınıza hep yol göstereceksiniz
Siz tam bir çatlaksınız. Utanma tahtanızı bir yerde unutmuşsunuz. Bütün doğallığınızla ahali içinde gezinip duruyorsunuz. Size bakıp “utanmaza bak” dediklerinde, kendinizle gurur duyuyorsunuz. Aslında bütün numaranız da içinizle dışınızın bir olması. Yani özel bir operasyona gerek duymuyorsunuz. Sadece ahalide yaygın olan iki yüzlülük gibi yeteneklerin sizinkinden daha utanç verici olduğunu biliyorsunuz. Yani herkes ne derse desin, hakiki bir ahlak anlayışınız var ve o minvalde yürüyüp gidiyorsunuz. Utanma tahtasını bir yerlerde bırakmanız sayesinde, gerçek utanmazların, yalancıların, riyakârların ipliğini pazara çıkarıyorsunuz… Hep doğruyu söylüyor, gizliyi saklıyı aşikâr ediyorsunuz. Sizin gibi utanmazlar her mahalleye lazım diyor, hayatta başarılar diliyoruz.