Kaç yaşınızda olursanız olun, öyle bir kıvamdasınız ki size gıpta etmemek mümkün değil. Hayatı en ücra köşelerine kadar tanımaya ahd etmiş gibisiniz. Kendinize verdiğiniz sözlerle, başkaları için sarfettiğiniz vaadler tam olarak dengede bulunuyor. Ne kendinizi eziyor, ne başkalarının sırtında yükseliyorsunuz. Ayaklarınız sapasağlam yerde ama hayallerinizden de vazgeçmiş değilsiniz. Yerini arıyor, zamanını bekliyorsunuz. Yeterince isterseniz her şeyin istediğiniz gibi olacağını biliyorsunuz. Kendinizi seviyorsunuz. Hakkınız var... Siz buna değersiniz.
Konfor deyince canını çıkartıyorsunuz. Gidip olabilecek en yüksek gökdelende, en yüksek güvenlik donanımıyla, en güzel manzaraya bakan daireyi seçtiniz. Her şeyin en güzelini değil ama en sağlamını, konforlusunu ve pahalısını istiyorsunuz. Güzellik bütün bu değerlerden sonra geliyor ve estetik probleminin diğerlerine oranla daha kolay çözülebileceğine inanıyorsunuz.
Siz bireyselliğe saygı duyarsınız. Siz kendi yolunuzda yürümeye ve kendi düşüncelerinizi özür dilemeden açıkça konuşmaya inanırsınız. Eğer birisi çizgisini aşarsa sessiz kalmazsınız. Koşulsuz sevgi arıyorsunuz ve insanların herhangi bir kısıtlama, utanç ya da korku olmadan kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı ümit ediyorsunuz. Kendinize yakın bulduğunuz insanlar ile içten ve samimi ortamlarda bulunmayı seviyorsunuz. En büyük her zaman en iyi olmayabilir sizin için. Küçük şehirler, küçük firmalar ve küçük arkadaş grupları sizin için daha caziptir, sizin kendinizi değerli hissetmenizi sağlarlar. Aksi takdirde aşırı endişeler, geniş çevre, pek çok arkadaş ve hatta karmaşık duygular gerçekleri görme yeteneğinizi yok edebilir. Siz başkaları için neyin çalışmadığını görebilirsiniz. Sonrada hazır olsun veya olmasınlar olduğu gibi gerçeği söylersiniz. Bu açık sözlülük kendisine güveni olmayan insanlar için ürkütücü olabilir ve sizden uzaklaşmalarına yol açabilir. Diğerleri ise sizi güvenilir ve koruyucu olarak görür. İş yapmaya yoğunlaşmış kişiliğiniz sizin duygusal yanınızı saklar. Bu sizin koruma mekanizmanızdır. Biraz daha açılmalısınız. Zayıflıklarınızı göstermekten çekinmeyin. Tıpkı bir mıknatıs gibi hak ettiğiniz sevgiyi ve saygıyı kendinize çekmeye başlayacaksınız. Çünkü insanlar böylece sizi tanıyabilir ve gerçekten hak ettiğiniz değeri ancak o zaman verebilir. Eğer kırmızıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, dünyada pozitif bir değişim yapmaya öyle yoğunlaşmış durumdasınız ki ilişkilerinizi ikinci plana atıyorsunuz. Eğer portakal rengini kırmızıdan daha çok seviyorsanız, herkesin iyiliği için olayları tamir eden ya da arabuluculuk yapan birisiniz demektir
Olivin (peridot) denilen magmatik kayaçın şeffaf sarı ve açık yeşil renkli türü.Kalp, pankreas, dalak ve ciğerler üzerinde olumlu etkileri vardır. Doku bozulmalarını önleyici özelliklere sahiptir. Beden-zihin dengesini sağlar. Neşe ve sevinç hissi verir. Böylece diğer insanlara da sevgiyle bakılmasını sağlar. Kişinin yaşam enerjisini, canlılığını korumasını sağlar. Kişiyi verici olmaya yönlendirir. İyimserlik verir ve küçük gelişmelerden sevinç duyulmasını sağlar. Nedensiz duyulan korkulara karşı iyi gelir. Kaygıyı azaltır. Kişinin iç dünyasını farketmesini sağlayarak kişisel gelişimi hızlandırır. Çevreyle iletişimi mükemmelleştirir. Kıskançlık, egoistlik ve duygusal soğuklukları yokeder.
İlk bakışta gayet sıradan gözüken ve içimizden birini izliyormuşuz gibi hissettiren genç doktor Ela ve onunla aynı zamanda , Türkiye'nin en ünlü ve en iyi hastanesinde eğitime başlayan bir grup genç cerrahın hikayesi. Ancak kahramanlarımızı tanıdıkça ve onların renkli , bir o kadar sıradışı hayatlarına tanık oldukça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlarız.Hayatın tüm renkleri bu dizinin içinde yer alacaktır.Hastaneye gelen her hasta , kurtarılan ya da doktorların elinden kayıp giden her hayat bize bir gerçeği gösterecektir.Ne kadar kibirli ya da önyargılı olduğumuzu ... Nefretlerimizi ya da sevgilerimizi ... Gururumuzun , kıskançlığımızın , öfke ya da açgözlülüğümüzün eşlik ettiği hayatımızla kaybettiklerimizin değerini.Elbette aşkla beraber !
Ah o partiler ne kadar yorucu sizin için?.. Zannediyorsunuz ki en iyi parti çevreye en az rahatsızlık verendir. Oysa insanlar partilere dağıtmak ve dağılmak için giderler. O yüzden her şeyi kontrol altına almaya çabalamak anlamsız. Gereksiz şımarıklıklar, anlamsız gürültüler partilerin olmazsa olmazları... Partilerin doğal koşullarıyla mücadele etmeyin. Bir huyunuz daha var vazgeçme niz gereken.Partilerde çöpçatanlık yapmayın... “Gecenin çöpçatanı ben olacağım” derken kendi kısmetinizi kapatıyor olabilirsiniz... Söylemedi demeyin... Herkesi kendi haline bırakın... Göreceksiniz siz de partilerde sahiden eğlenmeye başlayacaksınız.
Komik insanlar yaşamayı seven insanlardır küçük şeylerden mutlu olup başkalarını da mutlu etmeyi seven insandırr!!!Bundan büyük bir zevk alan eğlenceli kişilikler kimi zaman da çok duygusal olabiliyorlar....hayatı günlük yaşamayı daha çok secen insanlardır!!!!genellikle de pozitiftirler!!!Ancak bazen karsı tarafın çok hoslanmadığı bu eğlenceli tavırlarına dikkat etmelidirler!!!! karsı tarafın genellikle sempatisini kazanmış insanlardır!!!!