Büyümeyi yanlış anlamış gibisiniz. Bir yerlerden edindiğiniz ve kesinlikle yabancısı olduğunuz ağırlıkları takıp takıştırmışsınız. Bu yüzden hayattan ve kendinizden keyif almak yerine, sürekli şikayet ediyorsunuz. Mücadeleci bir yanınız olduğu doğru. Ama o yanınızı kullanıma ve dolaşıma sokmaktan yorulmuş gibi yapıyorsunuz. Çünkü çevrenizde gördüğünüz ve başkalarının olgun olduğunu düşündüğü insanlar yavaş hareketlerle, sırtlarında binlerce ton yük taşıyorlarmış gibi davranıyorlar. Hafifleyin biraz. Göreceksiniz durgunluğa bulaşmadan da olgunluğun keyfini çıkarmaya başlayacaksınız.
Güya sinsi sinsi bakınan, sinsi sinsi yürüyen, sinsi sinsi planlar kurup o sevimsiz sarı kuşu mideye indirmeye çalışan gayet salak ama müthiş sevimli siyah beyaz kedicik. Kırmızı burnunu ısırasım gelir sık sık. Bir de 'öksürük tıksırıp hapşuruk höksürük hıksırık' şeklinde uydurma bi öksürmesi vardır ki, hastasıyım...
1923 yılında James Jageson tarafından icat edilmemiş olsaydı bugüne kadar beklenir miydi bilemiyoruz ama kesin siz icat ederdiniz. Televizyon sizin en büyük kaçış ve rahatlama yolunuz. Ne olursa olsun izlemekten zevk alıyorsunuz. Televizyonun hemen herkesi rahatlattığını ve yoğun bir günün ardından kafa boşaltmaya büyük yardımı olduğunu biliyoruz, fakat unutmamakta fayda var: Televizyon başında geçirdiğimiz zaman içerisinde dışarıda akan kocaman bir hayat var.