<><a href="http://www.facebook.com/KimBakmisCell"> Kim Bakmış</a><> <a href="http://www.facebook.com/MsnSmileys"> Msn Smileys</a><> <a href="http://www.facebook.com/SuperKlip"> Klip</a><> <a href="http://www.facebook.com/SuperMp3"> Mp3</a><> <a href="http://apps.facebook.com/seedafcbf/"> Dna Aşk Testi</a>
Romatizmin kalbi Paris’te atıyor, sizin kalbiniz ise Paris’te atıyor, çünkü siz romantik bir “Paris”siniz. Aşkın, romantizmin, duygusallığın olmadığı bir dünya sizin için bir anlam ifade etmiyor. Her ne yaparsanız yapın aşkla yaparsınız; işinize aşkla sarılırsınız, en basit akşam yemeğini bile aşkla yaparsınız, işin içinde aşk yoksa “ben de yokum” diyenlerdensiniz. Siz ne yaparsanız yapın içinde aşk olduğundan dolayı herkesi büyülersiniz. Elinizin değdiği her yemek başka bir tat kazanır, ucundan kenarından bulaştığınız bir iş çok sayıda insanı büyüler. O yüzden kendine has tılsımı olan bir romantik olarak Paris’te kendinizi bulursunuz. Paris de sizde kendini bulur.
Emir yagdirirmis gibi olan havasi ve tavirlari dikkatinizi çeker. Çogunlukla, hareketleri ve konusmasi ihtiyatlaridir. Aslan'lar çabuk konusmaz, hizli kosmaz. Aslan'larin insanlar üstünde öyle tuhaf bir etkisi vardir ki, bunu izlemek gerçekten çok eglencelidir. Ya korkunç dikkatsiz ve savrukturlar ya da çok titiz bir sekilde temiz ve düzenlidirler. Bunlar dedikodulardan hoslanirlar ve çevrelerinde anlamadiklari birsey dönüyorsa, kendilerini incinmis ve terkedilmis hissederler. Karakter olarak sebatlidir. Yollarindan saptirmak zordur. Çalistiklari zaman tam çalisirlar.Kendi renkli kisiligine uygun olarak, gösterisli giysiler giyer. O'nun kibrini, bazen dayanilmaz hal alan gururunu ve bencilligini, o gülünç kendini begenmisligini ve tembelligini görmemezlikten geliyoruz.
Amerikalı aktris, model ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu İyi Niyet Elçisi. Gerçek adı Angelina Jolie Voight’tur. Birçok dergi tarafından dünyanın en güzel kadını seçilmiştir. Golden Globe, Emmy ve Oskar ödüllerinin sahibi olan ünlü oyuncu kimsesiz çocuklara yardım amaçlı projeler yürütmektedir. Filmlerinden bazıları Gia, George Wallace, Girl Interrupted, Alexander ve The Good Shepherd’dır.
Ne yaparsaniz yapin, ilk askinizi unutmaniz mümkün degildir. Yillar sonra dönüp, "ben ona nasil asik olmustum acaba" diye pismanlikla karisik garip bir duygu da yasayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aski tattirmis, en önemli yasam tecrübelerinizden birini yasatmistir. Aranizda geçenler aci bile olsa, dönüp minnetle anacaginiz biri hep var olacak. Daha ne olsun?
Çok ayrıntıcısınız, hem de çok. Makul ve mantıklı bir sebebin sunulmadığı, daha iyisi tarafınızdan bulunmadığı hiçbir şeye inanmanız mümkün değil. Sizin için yalnızca, bilgisini akılcı yollarla elde ettiğiniz haller, olaylar ve şeyler geçerli. Ama bilginin mutlaka kanıtlanabilir olması da gerekiyor. Analitik bakış açınızla, zaten siz deşmişsinizdir konunun altını üstünü. Çok düşünüp, kılı kırk yarmışsınızdır… Bu kadar da düşünmeyin canım! Bazen çok karmaşık zannettiğimiz şeyler aslında fazlasıyla basittir. Arada ağları sıkı örmemek, size de rahat bir nefes aldıracaktır.
Muhtemel bir 80'ler ortası insanısın ve yine gençliğin salvar model pantolonlarin giyildigi, beyaz spor ayakabilarin dillerinin disari cikartildigi, kazaklarin pantolan icine sokuldugu, saclarin arkalarinin koyun gibi uzatildigi donemin adamısın. Belki de Black Sabbat ve diğer 80'lerin muhteşem metal gruplarından etkilenip deri pantolonlarla dolaşmışsındır. 70'lerin sonundan 80'lerin başına kadar hüküm süren bir Hippi olma ihtimalin bile var.
Kusura bakmayın ama söylediğiniz yalanların hiçbirine kimse inan mıyor, hatta o kadar zorlanıyorsunuz ki, insanlar sizin söyledikle riniz karşısında gülmemek için kendilerini zor tutuyor. İyisimi siz yol yakınken dönün ve yalan söylemek için kendinizi zorlamayın. Yalan söyleyememek elbetteki bir kusur değil, hatta sizi bu konu da tebrik etmek gerekir çünkü bu zamanda zor bulunan nadide bir saflığınız var.
Çok kolay kandırılıyorsun. Beğendiğin kişiden gelecek ufak bir kıvılcıma bile kendini kaptırabiliyorsun. Hoşlandığını çoğu zaman açıkça belli ediyorsun. Kaçıp kovalama durumları sana göre değil. Açık oynamaktan yanasın. Ayrıca baştan çıkaran bir yönün var. Karşındakini nasıl etkileyebileceğini biliyorsun ama sende kolay tavlanıyorsun.Kendini biraz ağırdan almalısın. Sana göre hayatın anlamı eğlencede. Gidenin arkasından ağlayıp hayatı kendine zindan etmiyorsun..Çünkü doğan güneş , elbet batar... :)
Issızlık kavramı sizin için o kadar değişken ki, sosyal hayata bakış açınızı tek bir kelimeyle özetlemek yada sizin hakkınızda genel bir yargıya varmak çok zor. Siz hayatı inişli çıkışlı bir ruh haliyle yaşıyorsunuz, tüm tepkileriniz, hayata karşı olan duruşunuz günden güne değişiyor.Bir gün en kalabalık ortamlarda bile bir anda girişken tavırlarınızla sivrilirken, bir başka gün bir tek insana bile tahammül edemeyecek kadar kendi kabuğunuza çekiliyorsunuz. Genelde bu ıssız dönemleriniz daha önceden oluşturduğunuz sosyal çevreniz ve yakın arkadaşlarınız tarafından farkediliyor ve sizi ıssızlığınızdan kurtarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu nedenle ıssız kalmak istediğiniz zamanlarda bile elinizden tutup sizi kalabalığa çekecek birileri oluyor.
Sakin uzulmeyin size aslinda en hos yer uygunmus.Her zaman opulmesi gereken yer adres istemez.Onemli olan dogru adrese giden yolda ise baslamaktir.Mutlu etmenin stratejik konumu diye birsey yoktur.Siz icinizden gelen o masum ve sicak opucugu sakin karsinizdakinden esirgemeyin.Kim bilir belki hosnut kalacaktir...
Sen Cloud Strife'sın. Cloud Final Fantasy 7 'nin baş karakteridir.Silah olarak motorsikletinin içinde bulunan kılıçları kullanır. Tifa ile aynı kasabada yetişmiş olan cloud,13 yaşındayken hayalini gerçekleştirmek için shinra bünyesindeki askerlere katılmıştır.O zamanlar idolü sephiroth olsa da,bir görev esnasında Sephiroth'un onun kasabasını yakması, idolünden nefret etmesini sağlar.Daha sonrasında arkadaşı Zack ile beraber bir takım jenova projesi deneylerine tabi tutulurlar.Cloud bu deneylerden kafası allak bullak bir şekilde çıkar ve hafızası geçmişi hatırlayamaz hale gelir.Zack ile beraber kaçtıktan sonra, Shinra askerlerinin saldırısına uğrarlar.cCoud sağ çıkar,ama Zack o kadar şanslı değildir.Cloud,Zack'ın kocaman kılıcını kendisi alır.Yaşadıklarından sonra Midgar'a bir trenle dönerken,içlerinde Tifa'nın da bulunduğu, Barett Wallace tarafından yönetilen avalanche isimli,shinra karşıtı grupla karşılaşır ve oyuncular oyuna o andan itibaren dahil olurlar... advent children'da da rol alan cloud'un ff7'deki olaylardan sonra,geostigma adında gezegenin büyük kısmını etkisi altına almış bir tür hastalığa yakalandığı belirtilmekte. Ayrıca sevdiği kız olan Aeris'ide Sephiroth tarafından kaybetmiştir. Ve Aeris Cloud'un kollarında ölmüş , ve oda onu suların derinliklerine bırakmıştır
Siz ruh ikiziniz ile zaten tanışmışsınız.Bu kişi ister hayatınızda çok önemli bir role sahip olsun, ister sadece tanışmakla kaldığınız herhangi biri olsun, onu ilk gördüğünüz zaman hissettiğiniz o garip duyguyu anımsamanız gerekir. Belki sizin için basit bir tanışma olarak kalmış olabilir ama emin olun çok geçmeden o kişinin sizin ruh ikiziniz olduğunu farkedeceksiniz. Bir şekilde; ya tesadüfen yine bir araya geldiğiniz bir ortamda; aynı anda aynı cümleye başlamak gibi, aynı anda aynı yiyeceğe uzanmak gibi ufak ama garip tesadüfler yaşayarak kafanızda bir kıvılcım çakacak bu tür ufak ve garip tesadüfler sizi bir şekilde birbirinize yakınlaştıracak. Kısacası zaten halihazırda tanışmış olduğunuz ruh ikizinizin kim olduğunu zamanla anlayacaksınız.
Aslında göründüğünüz gibi değilsiniz gerektiğinde SOĞUKKANLILIĞINIZI KORUSANIZDA İÇTEN İÇE duygularınızı yaşayan ve bunu pek sık belli edemeyenlerdensiniz!!!! Çok iyi empati kurabilir ve duyarlısınızdır!!!!!Ancak biraz daha duygularınızı dışarı vurmalı ve pollyanna cılığı oynamamalısınız!!!!
Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.
Zamanı kullanmayı iyi bilir ve çalışkandır. Özellikle içten ve sempatik tavırlarıyla arkadaş çevresinde aranan eğlenceli bir dosttur. İçten içe biraz tedirgin ve huzursuzdur. Kendisini fazlasıyla tenkit eder ve hep bir yarış içerisindeymiş gibi kendiyle çok uğraşır. Dostlarına ve sevdiklerine çok önem verir ve fazlasıyla fedakardır.