Biraz rahatına düşkünsün. Kendini olayların içine çok fazla sokmuyorsun. Her zaman küçük iyilikler yapmayı tercih ediyorsun. Bazen bîr arkadaşının problemini dinleyebiliyorsun. Haklısın, bu çoğu zaman yeterli olabilir. Ama kimi zaman insanlara karşı daha ilgili olup sorunların çözümü için çaba sarfetmen gerekebilir.
Aslinda pekte uzun sureniz kalmamis.Hatta uzakta olan akrabalariniz ve sevdiklernizden helallik toplamaya baslasaniz iyi bile edersiniz.Omrunuzun geri kalan yillarinida bilgisayar basinda gecirmeyin bizden size sadece ufak bir tavsiye herseyin tadini cikarin hicbirseyi dert edip kafaniza takmayin...
Düzenli, bağımsız ve iyimser olan Üç rakamı, ciddi ve tutkuludur ve son derece dindar olabilir. Harekete geçme dürtüsü ile dolu olan Üç'ün elementi Ateş'tir. Organize, fanatik, tutkulu, ciddi, inatçı ve istediklerini elde etmek için düşmanca davranmaktan çekinmeyen insanlardır. Detayları görmek konusunda çok başarılıdırlar. Kolay uzlaşmazlar ve inandıkları konusunda sonuna kadar savaşırlar.
Sen aşkı, insan ruhunu canlandıran duygular sıralamasında en üst sıraya koyuyorsun. Aşık olduğunda ışık, heyecan ve canlılık saçıyorsun! Ancak "o"ndan kesinlikle beklediğin bi' şey var: Bütün dikkatini sana vermeli ve sana son derece hayran olmalı! Aşırı kalp çarpıntılarının yerine biraz gülümsemeyi koymayı denemey ne dersin ? Ayran budalası gibi her daim peşinde olamaz ya :)
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…