Konfor deyince canını çıkartıyorsunuz. Gidip olabilecek en yüksek gökdelende, en yüksek güvenlik donanımıyla, en güzel manzaraya bakan daireyi seçtiniz. Her şeyin en güzelini değil ama en sağlamını, konforlusunu ve pahalısını istiyorsunuz. Güzellik bütün bu değerlerden sonra geliyor ve estetik probleminin diğerlerine oranla daha kolay çözülebileceğine inanıyorsunuz.
Onu görmek bile sizi heyecanlandirirken, o sizin yaninizdan, geçip gider. Siz heyecandan sapir sapir titrerken, o isiyle mesgul olur. O sizin için hayatinizdaki en önemli kisiyken, siz onun için siradan birisinizdir. Hem asik hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranislarindan, konusmalarindan isaretler alip, umutlanir, bozulur, küsersiniz. Insanin bir kereligine bu duruma düsmesi, tecrübesizlikle yorumlanip, bagislanabilir. Ancak, bir kereden fazla basiniza geldiyse, oturup kendi hakkinizda düsünmenizde yarar var.
Sahiplenici bir yapın var. Sevgilinin senin kontrolün altında olmasını, yapacaklarıyla ilgili sana fikir sormasını istiyorsun. Sevgilini sahiplenişin onda sana karşı güven duygusunu uyandırıyor. Bu yönün sayesinde çevrendeki insanlar arasında güvenilecek biri olarak görülüyorsun. Sevgilin seninleyken kendini rahat hissediyor. Fakat sahiplenme yönününü fazla abartırsan sevgilin bu ilgiden boğulup senden soğuyabilir. Sevdiğin insana onu sahiplendiğini, onunla ilgilendiğini göstermek, hissettirmek sağlam bir ilişkinin temelidir, güven ve mutluluğu getirir. Böyle olmaya devem et tabi sevgilini sıkmadan :) (Bu Sistem Hasan HAN & Ali Sipahi Tarafından Oluşturulmuştur.)
Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.