Yaptığınız iş konusunda bir aksaklık yaşayacaksınız. Beklemediğiniz bir yerden işiniz yolundan çıkacak. Ama bu şey aslında sizin için hayırlı olan şey. Çünkü daha iyi sonuçlarla karşılaşacaksınız. Sevgilim olabilir diyeceğiniz birisi ile karşılaşacak ve zamanla o kişiye alışacaksınız. sonrası sizin kararınız. www.google.com
1907 de kurulan ve ayrica ATA mizin takimi olan soylu ve koklu bir kulumuzdur.Mazisinde bir cok onemli kupayada sahiptir.Turkıye Super Liginde 17 kere kupayi muzesine getirerek rekoruda elinde tutmaktadir.Sampiyonlar liginde her sene verdigi zorlu mucadelelerde basarilar dileriz...
Muhtemel bir 90'ların başı ya da ortasında doğmuş birisin, Hayatında çokça yer tutan şeylerin başında televizyon ve bilgisayar geliyor. Diziler hayatının önemli bir bölümünde hatıra olarak yer edinmiş. İkinci Bahar, Ayrılsak da beraberiz, Berivan, Dadı, tatlı hayat, zerda, 7 numara bunların hepsi muhtemelen senin çocukluğunun büyük bölümünü oluşturuyorlar. Ve malesefki çocukluğun 80 ve 90'ların çocukları gibi güzel olmadı. Bilgisayar ve sanal dünya arasında yok olup gitti.
Kopekler..Kopekler..Kopekler.. Tabiki insanın can dostudur .. Onları cok seviyorsunuz.. hatta bazen onlar gibi davranabiliyorsunuz.. Canınız birsey istediğinde cekinmeden alıyorsunuz :) alamadığınızda bağırıp cağırdığınız bile olabiliyor.. :) Tabikide cevrenizdekilere karsı sadık ve guvenilirsiniz.. Pozitif enerjinizi burdan bile hissedebiliyorum.. Aferin Aferin :) Böyle devam..
Yok kardeşim senin amacın okumak değil! Okulda karı kız peşinde misin nesin? Tabi bu laf erkekler için geçerli! Eğer kızsan kesin koca arıyorsun sende! Ayrca üniversite okuyorsan eğer nasıl ordasın şuan çözebilmiş durumda değilim! Kesin kopyadır yaa kesin! Ne diyim ben sana bilmiyorum ki! Yazık babanın parasına ya walla yazık! Giit Sanayide kendine bi iş bul ya! Bir yerden mesleğe başla sen! Demirci, tornacı, kaportacı falan...
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…
BUNHONGSIN- THE RED SHOES – KANLI AYAKKABI Ne kadınlar gördüm ayağında ayakkabısı yoktu, ne ayakkabılar gördüm içinde hanım yoktu. Konu: Eşinin kendisini aldattığını öğrenen Sunje, kızı Tesu'yu da alarak evi terkeder. Kızı ile beraber yeni bir hayata başlamaya karar veren genç kadın, uzun zamandır ara verdiği mesleği olan doktorluğa da devam etme niyetindedir. Bir akşam, yeni tuttukları eve dönmek için metroya binen, sahipsiz bir çift ayakkabı bulur. Genç kadın ayakkabıların göz kamaştırıcı güzelliğine karşı koyamaz ve onları alır. Yeni evlerine alışmaya çalışan genç kadının kızıyla ilişkisi gizemli ayakkabı nedeni ile altüst olur. Ayakkabıları gören herkes onları giymek için önüne geçilmez bir istek duymaktadır. Ancak ayakkabı, kökleri yıllar öncesine dayanan bir laneti barındırmaktadır. Ayakkabı, arzularına yenik düşüp kendisini giyen herkese ölüm getirmektedir. Ayrı ayrı, ayakkabının büyüsüne kapılan Sunje ve kızı kendilerini hiç bitmeyecek bir kabusun içinde bulurlar. Kızını kaçınılmaz sondan korumak için ayakkabının esrarını çözmeye çalışan genç kadın, benliğinin derinliklerinde yatan korkunç sırlarla da yüzleşmek zorunda kalacaktır