Bir çift güzel kelam, tatlı söz... O kadar işte. Lakin klişeler bertaraf edilmeli, bilindik şiirler ezberden söylenmemeli. O zaman karşınızdakinin işini ciddiye alan bir romantik değil, boş zaman eğlencesi arayan bir çapkın olduğunu fark ediyorsunuz. Ne kadar romantik olsanız da kolayca kandırılamıyorsunuz. Hatta kırılganlığınız nedeniyle kendinizi romantizmin amiyane versiyonlarına karşı aşırı koruyorsunuz. Hareketli bir aşk hayatınız olduğunu söyleyemeyiz, ama baştan çıkma stratejiniz sayesinde o hayat son derece bereketli..
Öss adeta sizin hayatınızın bir parçası olmuş, siz araştırma yapmayı,kitap okumayı çok seven birisiniz, sizin için öss yi kazanmak zaten garanti olan bişey,siz hangi üniversiede okuyucağınızı(boğaziçi,odtü,cerrahpaşa) düşünüyosunuz.belkide şirin uslu bi öğrenci olursan dereceye bile girersin ;)
İki çocuk size yeter. Bütün ilginizi tek bir çocuğa verirseniz onu bunaltabilir, gereğinden fazla şımartabilirsiniz. Çünkü sevgi, şefkat ve ilgi kapasiteniz bir hayli gelişkin. Hem siz bir çocuğa oyun arkadaşı olabilecek biri de değilsiniz. Hayatı ciddiye alıyorsunuz ve çocuğun oyun, eğlence ihtiyaçları değil, gelecek kaygısı, sağlığı gibi meselelere odaklanma eğilimindesiniz. Bu durumda çocuğunuzun bir de kardeşe ihtiyaç duyması muhtemel. Siz ise her ikisi için de gereken geleceği kurmayı bilec
1876 yılında Alexander Graham Bell telefonu icat etmemiş olsaydı bir ihtimal siz icat ederdiniz. Telefonla konuşmaktan garip bir keyif aldığınızı düşünen insanlar var etrafınızda. Dostlarınıza bir türlü doyamıyorsunuz, yüzyüze görüşmüş de olsanız ayrılır ayrılmaz onu bir anda özlüyor ve arıyorsunuz.
Büyümeyi yanlış anlamış gibisiniz. Bir yerlerden edindiğiniz ve kesinlikle yabancısı olduğunuz ağırlıkları takıp takıştırmışsınız. Bu yüzden hayattan ve kendinizden keyif almak yerine, sürekli şikayet ediyorsunuz. Mücadeleci bir yanınız olduğu doğru. Ama o yanınızı kullanıma ve dolaşıma sokmaktan yorulmuş gibi yapıyorsunuz. Çünkü çevrenizde gördüğünüz ve başkalarının olgun olduğunu düşündüğü insanlar yavaş hareketlerle, sırtlarında binlerce ton yük taşıyorlarmış gibi davranıyorlar. Hafifleyin biraz. Göreceksiniz durgunluğa bulaşmadan da olgunluğun keyfini çıkarmaya başlayacaksınız.
Akıllısınız ama aklınızı daha çok gündelik ve bireysel problemlerinizi çözmek için kullanıyorsunuz. Yöntemleri değil, çözümleri, sonuçları önemsiyorsunuz. Kimseye bir zarar vermek istemiyorsunuz, ama arada bir kendinize tanıdığınız ayrıcalık nedeniyle birilerinin sizin kararlarınızdan zarar gördüğü olmuyor da değil. Böylesi durumlarda kendinizle şöyle bir hesaplaşıp bir dahaki sefere böyle davranmamaya karar veriyorsunuz. Ama bu pek de mümkün olmayabiliyor.
Yükselen Enerjiyi ve Dışa Dönüklüğü Temsil Eden Ateş, Aynı Zamanda İçimizi Isıtırken Egolarımızın Güçlenmesine, Hatta Aevlenmesine Sebep Olur. Ateş, sıcak ve enerjiktir. Dokununca yakıcıdır, ama yaklaştıkça ısıtır. Deli doludur, yanmaya başladığında olanca özgürlüğü ile her yana savrulur. Çok kısa zamanda etrafa yayılır ve etrafına hakim olur. İşte bu özellikler, Ateş burçlarında doğan kişilere özgü karakteristik özelliklerdir. Onlar sıcakkanlı, delidolu, ama kızdıklarında etrafını yakıp kavuran ve birdenbire sönen ateş gibi, durulan bir yapı sergileyebilirler. Ateş burcundaki kişiler, özgüveni yüksek, otoriter, coşkulu, enerji dolu, yaratıcı, iddialı, cesaretli, hayata oldukça bağlı, yaşamaktan zevk alan, neşeli ve hareketli bir mizaca sahiptirler. Yaratıcılıkları gelişmiştir. Hayatı dolu dolu yaşarlar. Sözünü hiç esirgemeyen Ateş grubu insanları yan yana geldikleri zaman hareketliliklerinden ve baskın yapılarından dolayı bazen fazla enerjik, rahatsız edici bir ortam oluşmasına neden olabilirler. Ateş grubunda doğanlar, duygusal açıdan aynı frekanstadırlar. Aşk, onlar için muhteşem bir olaydır.
Size çok çalışan bir tip diyemeyiz fakat okadar tembelde değilsiniz arası bişey sınava bir ay öncesinden değilde 4-5 gün önceden çalışmaya başlıyorsunuz arada sırada ödevleriniz aksıyor olabilir ve notlarınız 85-90 falan oluyor veya bazen daha fazla derslere katılımınızda normal sayılır kısacası siz normal bir tip siniz
Dediğim dedik birisin,çoğunlukla düşüncelerini başkalarının da benimsemesini istiyorsun ve bunu yaparken de kaba ve kırıcı olmaktan çekinmiyorsun.Ağır,oturaklı,fazla konuşmayan,yeri geldiğinde susmayan,ciddi kişiliğinle tanınan birisin.Kendinden olmayan insanlarla yaşamayı sevmiyorsun,kibirlisin ve kendini diğer insanlardan üstün görüyorsun.Kız erkek ilişkilerine gelince;çok kıskanç ve sertsin,kesinlikle romantizm sana göre değil değil ayrıca ilşikide senin sözün geçerli,sen maçosun.Muhtemelen kundura ayakkabı,kumaş pantolon,gömlek giyiyor,tesbih sallıyor ve yere tükürüyorsun:D..Olaylar karşısında düşüncelerin çok net,tereddüt etmiyorsun,uzlaşmacı değilsin.Kavga,çatışma,gerilim gibi kavramlar tam sana göre..İdeolojik görüşün Totaliter rejim(faşizm);halkın egemenliğinin ortadan kalktığı ve baskıcı bir toplum yapısnı benimsiyorsun,bütün insanların aynı tip olmasını istiyorsun.
Amerikalı aktris, model ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu İyi Niyet Elçisi. Gerçek adı Angelina Jolie Voight’tur. Birçok dergi tarafından dünyanın en güzel kadını seçilmiştir. Golden Globe, Emmy ve Oskar ödüllerinin sahibi olan ünlü oyuncu kimsesiz çocuklara yardım amaçlı projeler yürütmektedir. Filmlerinden bazıları Gia, George Wallace, Girl Interrupted, Alexander ve The Good Shepherd’dır.
Doğduğunda annesinin sütünü emmedi, daha sonra annesi rüyasında, çocuğun kendisine “Tanrıya iman etmedikçe sütünü emmeyeceğini” söylediğini gördü. Annesi bu rüyayı üç gece üst üste görünce, Tanrıya imam etti ve çocuk annesinden birkere süt emdi ve bir daha emmedi. Bir yıl sonra büyük bir adam gibi konuşmaya başladı. “Ben bir çadırda doğduğum için adımı Oğuz koymak gerekir” dedi.Her türlü bilim ve hünerde, ok atmada, kargı kullanmada, kılıç çalmada ve bilgi hususunda, aleme ün salacak gelişme gösterdi.