Sen Kratos'sun. Kratos bir tanrıdır. Silah olarak bir çok şey kullanır ama kendi silahı kollarına zincirle bağlı ateş saçan ufak kılıçlarıdır. (ufak dediğime bakmayın o silah oyunda sizi hayatta tutuyor :D) Babası ise tanrıların başı olan Zeus'tur. Babasıyla hiç iyi anlaşamamaktadır. Hatta onu gördüğü yerde öldürmek istemektedir. Tabi Zeus'ta onu. Ares adlı düşmanıda Kratosun karısını ve kızını öldürür. Kratos'un bir ara Tanrı güçleri elinden alınır ama sonra tekrar güçlerine kavuşan Kratos birçok şeyin intikamını babasından alacaktır.
BUNHONGSIN- THE RED SHOES – KANLI AYAKKABI Ne kadınlar gördüm ayağında ayakkabısı yoktu, ne ayakkabılar gördüm içinde hanım yoktu. Konu: Eşinin kendisini aldattığını öğrenen Sunje, kızı Tesu'yu da alarak evi terkeder. Kızı ile beraber yeni bir hayata başlamaya karar veren genç kadın, uzun zamandır ara verdiği mesleği olan doktorluğa da devam etme niyetindedir. Bir akşam, yeni tuttukları eve dönmek için metroya binen, sahipsiz bir çift ayakkabı bulur. Genç kadın ayakkabıların göz kamaştırıcı güzelliğine karşı koyamaz ve onları alır. Yeni evlerine alışmaya çalışan genç kadının kızıyla ilişkisi gizemli ayakkabı nedeni ile altüst olur. Ayakkabıları gören herkes onları giymek için önüne geçilmez bir istek duymaktadır. Ancak ayakkabı, kökleri yıllar öncesine dayanan bir laneti barındırmaktadır. Ayakkabı, arzularına yenik düşüp kendisini giyen herkese ölüm getirmektedir. Ayrı ayrı, ayakkabının büyüsüne kapılan Sunje ve kızı kendilerini hiç bitmeyecek bir kabusun içinde bulurlar. Kızını kaçınılmaz sondan korumak için ayakkabının esrarını çözmeye çalışan genç kadın, benliğinin derinliklerinde yatan korkunç sırlarla da yüzleşmek zorunda kalacaktır
Parlatıp da satamayacağınız herhangi bir ürün ya da hizmet yok. Bir şeyi parlatmak için öyle simlere, altın tozlarına vs. ihtiyaç da duymuyorsunuz… Neşeniz yetiyor. İnsanların mala mülke değil, gülmeye ihtiyacı olduğunu erken zamanda keşfettiniz. Kimseler tutamadı sizi. Aldınız hızınızı gittiniz… Önünüzde daha uzuuuuuun da bir yol var. Neşeniz bazen işinizi, insanları, ilişkilerinizi ciddiye almadığınız kanaatine neden oluyor. Hiç de öyle değil. Ekmek kapınızı da, ahbaplarınızı da, hatta bahçenizdeki börtü böceği de önemsiyorsunuz. Zaten bu yüzden uğraşıyorsunuz herkesin gözünün içi gülsün diye. Onlara hayatı akla gelmedik yönlerini gösteriyorsunuz. Zekânızla bin dereden su getirip keyiflerini yerine getiriyorsunuz. Arada taşlayıp, tapanlayıp kendilerine gelmelerini sağlıyorsunuz. Gene de yaranamadığınız, malınızı satamadığınız zamanlar olmuyor değil. Eh, siz zaten en çok kendinize gülüyorsunuz.
Sen, önüne geleni süpüren bir elektrikli süpürge gibisin! Neredeyse bütün gün boyunca atıştırmaya bayılıyorsun. Kalori hesabı, diyet yapmak, vitamin, protein sana hiçbir şey ifade etmiyor. Bu şekilde beslenmek doğru olmadığı için, bir beslenme uzmanına danışarak neyi, ne kadar yemen gerektiğini öğrenmelisin. Ve en önemlisi, yemek aralarında gereksiz abur cuburdan uzak durmalısın!
Olum bu adi ustunde...43 sene sonra aramizda olmayacaksiniz buna uzulmedik degil.Ama elden gelen bisey yok.Bu kalan yillarinizi doya doya mesut sekilde gecirmeye bakin yoksa olum saatiniz geldiginizde keske diyeceginiz bir cok sey geride kalcak.Aklinizda olan seyleri biran once yapmaya koyulun....
Sevdiklerinize yapılanlar sizin dünya karşısında radikal kararlar almanıza neden olmuş.suçlularla savaşmanız kabul edilebilr birşey ama bunun arkasına sığınarak yaptığınız işkence ve katliamlar yüzünden bir çok kahraman arasında kötü olarak görülmenize neden olmuş bence metodlarınızı biraz yumuşatın