Dışarıdan öyle görünmese de sıkı bir iç disiplinle eğittiniz kendinizi. Her işin üstesinden layıkıyla gelmek kaderiniz. En zor durumların içinden yüzünüzün akıyla çıkıyor, asla umutsuzluğa kapılmıyorsunuz. Aşk meşk meselelerinde bir miktar kırılgan olduğunuz doğru, zaten her halinizden anlaşılıyor kolayca içinizin titreyebileceği. Ama bunun da üstesinden geliyorsunuz kolayca. Çünkü her şeye rağmen ayakta kalmak zorundasınız. Düşüp bir yerinizi yaralamak ya da birilerinden yardım istemek size göre değil.
Siz sanki küçüklüğünüzden beri evleneceğiniz anın hayaliyle yaşıyor gibisiniz, kafanızda herşey net, ideal bir düğün nasıl olur, ideal bir eş neler yapmalıdır tüm bunların hepsine hakimsiniz. Adeta evlilik için gerekli bütün donanımlara sahipsiniz. Evliliği tek başına önemsediğiniz kadar “evleneceğiniz kişinin” kim olacağını da önemsiyor iseniz mutlu olmamanız için hiç bir neden yok. Ama şayet evliliğe bu kadar odaklanmışken kafanızdaki bu evilik oyununda başrolün kim olacağını unutup herhangi bir figüranla yola devam edebileceğinizi düşünürseniz, yanılırsınız. Evliliğe, düğüne, kavramlara, detaylara bu kadar takılmayın ve sadece doğru kişinin kim olacağına odaklanın.
Hak, hukuk, eşitlik gibi kavramlar sizin için çok önemli. Her türlü Atatürkçü düşünceyi benimsiyor ve savunuyorsunuz. Ülkenizi daha aydınlık seviyelerde görmek için çok çaba sarfettiğiniz gözlerden kaçmıyor. Fakat AKP hakkındaki düşünceleriniz sadece lafta kalmış gibi gözüküyor. Ünlü düşünürlerden Jean Paul Sartre şöyle der: "Bir davaya bağlanmak, söz değil; eylemdir!" En azından ülkenizi sadece sevmekle yetinmeyip, yapılan haksızlıklara karşı olan mücadelelerde aktif rol üstlenmeniz gerekmektedir.