Kendinizi genç hissetme eğilimindesiniz. Ancak yaşınızla doğru orantılı olarak gelecek tecrübeleri ve olgunluğu gerektiği gibi yaşayamazsanız bu kez de çocuğunuzun evden ayrılması ya da işten çıkarılmak gibi bir durum sizde şok etkisi yaratabilir. Bunun sonucunda düşünce yapınız tamamen değişmek zorunda kalır.
Harry Potter J.K. Rowling’in yarattığı Harry Potter serisinin yıldızıdır. Kitap büyücülerin ve cadıların olduğu bir dünyada geçer. Kitap çoğu zaman Hogwarts büyücülük okulunda geçer ve Harry Potter’ın düşmanı Kara büyücü Lord Voldemort’a karşı olan mücadelesini içerir. Ancak aynı zamanda arkadaşlık , tutku, seçim, önyargı, cesaret, büyüme, aşk, ve ölümü büyülü bir dünya seti içerisinde anlatır.
Beyaz Show'da Ata Demirer'i Görmek İstiyor. Tanıtımı; 1991 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Müziği bölümünü kazandı. İlk kez 1995 yılında "Komik Para" adlı oyunla tiyatro sahnesinde kendini gösterdi. Tek Kişilik Dev Kadro adlı tek kişilik Stand Up gösterisi ile adını duyursa da, Star TV 'de yayınlanan Korsan TV programı ve oynadığı karakterler ile iyice sivrildi. Demirer popüler anlamda en büyük çıkışını Avrupa Yakası adlı dizide canlandırdığı Volkan karakteri ile yapmıştır. İki adet komedi müzik kaseti de çıkaran Ata Demirer Hacıyatmaz Adlı şov ve sohbet programı yapmıştır.Son olarak 2008 yılında gösterilecek olan, Gani Müjde tarafından yazılıp yönetilen Osmanlı Cumhuriyeti adlı sinema filminde başrol oyuncusu olarak oynamıştır.
Demokrasiye önem veriyorsunuz, ekonomide devletçilik modelini destekliyorsunuz... İnsanlar arası ayrım yapacak olursanız; din, ırk veya renk sizin için önemli değil, önemli olan o insanın çalışkanlığı ve onurudur. Ayrıca, büyük bir komutansınız, savaş alanına çıktığınızda, sesiniz tüm alanda yankılandığında, herkes çakı gibi dimdik durur ve tek bir çıt dahi çıkmaz. Söylediğiniz şeyleri, verdiğiniz emirleri, ilahi emirler gibi dinler ve uygularlar; herkes size büyük bir saygı duyar.Bu yolda devam ederseniz, saygı duyulan birisi olarak anılırsınız.
Kanüni Sultan Süleyman 26 yasinda padisah oldu. Çok ciddi ve vakurdu.Yapacagi isler hakkinda hiç acele etmez, gayet genis düsünür ve verdigi emirden geri dönmezdi. Is basina getirecegi adamlarin kabiliyet derecelerine göre vazife verirdi. Kanüni'nin yüzü yuvarlak, gözleri elâ, kaslari arasi biraz açik, dogan burunlu, uzun boylu ve seyrek sakalli idi. Azim ve irade sahibiydi. Devri Türk hakimiyetinin kemale ulastigi bir devir olmustur.Kendisine Kanüni denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden degil, mevcut kanunlari yazdirtip çok siki bir sekilde tatbik etmesinden dolayidir.Avrupâ tarihçilerinin Muhtesem Süleyman dedikleri büyük hükümdar, büyük dedesi Fatih gibi sayisiz seferlere bizzat kendisi istirak etmistir.46 sene padisahlik yapti.71 yaşında vefat etti.
Siz ruh ikiziniz ile zaten tanışmışsınız.Bu kişi ister hayatınızda çok önemli bir role sahip olsun, ister sadece tanışmakla kaldığınız herhangi biri olsun, onu ilk gördüğünüz zaman hissettiğiniz o garip duyguyu anımsamanız gerekir. Belki sizin için basit bir tanışma olarak kalmış olabilir ama emin olun çok geçmeden o kişinin sizin ruh ikiziniz olduğunu farkedeceksiniz. Bir şekilde; ya tesadüfen yine bir araya geldiğiniz bir ortamda; aynı anda aynı cümleye başlamak gibi, aynı anda aynı yiyeceğe uzanmak gibi ufak ama garip tesadüfler yaşayarak kafanızda bir kıvılcım çakacak bu tür ufak ve garip tesadüfler sizi bir şekilde birbirinize yakınlaştıracak. Kısacası zaten halihazırda tanışmış olduğunuz ruh ikizinizin kim olduğunu zamanla anlayacaksınız.
Siz tam anlamıyla bir özgür ruhsunuz.Aykırılık sizin doğanızda var. Herkezin yaşadığı yerlerde yaşayamaz, kısıtlamalara tahammül edemezsiniz.Kendine has dünyanız ile diğerlerinden kabul beklemek size göre değildir.Işte bu yüzden siz özgürlükler şehri Amsterdamsınız kimin ne yaptığını sorgulamayan, iyi kötü ayrımının diğer şehirlerden çok farklı kriterlerle belirlendiği hatta belirlenmediği şehir Amsterdam. Siz de Amsterdam gibi sıradışı bir hayatın insanısınız günlük rutinlerden çabuk sıkılır, birçok insanın konfor tabir ettiği özelliklere burun kıvırırsınız. Tatil anlayışınız bile bu nedenle en sade ve bohem olanından yanadır. “Amsterdam” adeta sizin göbek adınız.
Muhtemelen 80'lerin sonu 90'ların başı bir gençsin, yeri geliyor hala o 90'ların rüküş kıyafetlerini dolaptan çkartıp giyiyorsun. Apartman topuklarla dolaşmayı seviyor, önce hüpletip sonra gümletiyorsun. Sucu çocuk reklamından etkilenip çocukken su satmaya kalkışmış olman kuvvetle muhtemel fakat bu eylemin sonunda annen'den azarı yemiş ve evde dizini kırıp Tazmanya Canvarını izlemişsinidir.
Sarışınlar ekseriyetle kuvvetli, orijinal fikirli, her vaziyete uyar, hevesli, yaratıcı ve çeşit kabiliyetli kimselerdir. Değişikliğe bayılırlar. İyi bir şey. Ama sarışınların çoğu da lüzumundan fazla kıymet bilmezlerdir. Herhangi bir şeyin başında bitirinceye kadar durmak kabiliyetleri azdır. Canları sıkıldı mı - ki çok çabuk sıkılır- ellerindeki işi bırakıp bir yeni işe başlamayı tercih ederler. Bir kere harekete geçtiler mi yeri göğü birbirine katarlar. Kendilerini ve enerjilerini idare etmek kabiliyetinden mahrum oldukları için enerjilerini lüzumundan fazla sarf eder ve hemen yorulurlar. Sabırlı olmazlar, çabuk ve hevesle çalışırlar. Huzursuz tabiatları daima yeni heyecanların peşinde koştuğu için hercai ve belki de sadakatsiz olurlar. Sarışınlar etraflarına hakim olmayı ve söz geçirmeyi severler. İşlerinde ve özel hayatlarında liderlik etmek sevdasındadırlar. Bu hususta sarışın kadınlar daima sarışın erkeklerden baskın çıkar. Sarışın bir erkekle evli olan sarışın bir kadın kocasını ve evini istediği gibi idare etmesini bilir. Ama ev işlerinden çabuk yorulur ve bıkar. Onun için sık sık alışverişe, sinemaya, terziye veya dişçiye gider. Sarışınların bir de kuvvetli karakterde olanları vardır. Böyle sarışınlar cesur ve sabırlıdırlar. Kavgacı olmamakla beraber, karşılarındakini yatıştırmayı da bilmezler. Hisleri daima kontrol altındadır. Başkalarının işlerini merak etmez. Kendini alakadar etmeyen işlere burnunu sokmadığı gibi, başkalarının kendi işlerine karışmasından da nefret eder.
Güya sinsi sinsi bakınan, sinsi sinsi yürüyen, sinsi sinsi planlar kurup o sevimsiz sarı kuşu mideye indirmeye çalışan gayet salak ama müthiş sevimli siyah beyaz kedicik. Kırmızı burnunu ısırasım gelir sık sık. Bir de 'öksürük tıksırıp hapşuruk höksürük hıksırık' şeklinde uydurma bi öksürmesi vardır ki, hastasıyım...
Sen Cloud Strife'sın. Cloud Final Fantasy 7 'nin baş karakteridir.Silah olarak motorsikletinin içinde bulunan kılıçları kullanır. Tifa ile aynı kasabada yetişmiş olan cloud,13 yaşındayken hayalini gerçekleştirmek için shinra bünyesindeki askerlere katılmıştır.O zamanlar idolü sephiroth olsa da,bir görev esnasında Sephiroth'un onun kasabasını yakması, idolünden nefret etmesini sağlar.Daha sonrasında arkadaşı Zack ile beraber bir takım jenova projesi deneylerine tabi tutulurlar.Cloud bu deneylerden kafası allak bullak bir şekilde çıkar ve hafızası geçmişi hatırlayamaz hale gelir.Zack ile beraber kaçtıktan sonra, Shinra askerlerinin saldırısına uğrarlar.cCoud sağ çıkar,ama Zack o kadar şanslı değildir.Cloud,Zack'ın kocaman kılıcını kendisi alır.Yaşadıklarından sonra Midgar'a bir trenle dönerken,içlerinde Tifa'nın da bulunduğu, Barett Wallace tarafından yönetilen avalanche isimli,shinra karşıtı grupla karşılaşır ve oyuncular oyuna o andan itibaren dahil olurlar... advent children'da da rol alan cloud'un ff7'deki olaylardan sonra,geostigma adında gezegenin büyük kısmını etkisi altına almış bir tür hastalığa yakalandığı belirtilmekte. Ayrıca sevdiği kız olan Aeris'ide Sephiroth tarafından kaybetmiştir. Ve Aeris Cloud'un kollarında ölmüş , ve oda onu suların derinliklerine bırakmıştır
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…