Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…
Zorro veya İspanyolca adıyla Tilki Don Diego de la Vega , İspanyol Californiasında yaşayan bir kılıç ustası ve asildir. İnsanları Robinhood tarzında yozlaşmış İspanyol hükümetine karşı savunur. Genelde siyah giyer , yüzünü maskeyle kapatır , eskrim kılıcı kullanır ve düşmanlarının üstüne Z şeklinde imzasını kılıcıyla atar. İndiana Jones gibi kırbaçda kullanır. Batman ve Phantom’un ondan esinlendiği söylenir.
Demokrasiye önem veriyorsunuz, ekonomide devletçilik modelini destekliyorsunuz... İnsanlar arası ayrım yapacak olursanız; din, ırk veya renk sizin için önemli değil, önemli olan o insanın çalışkanlığı ve onurudur. Ayrıca, büyük bir komutansınız, savaş alanına çıktığınızda, sesiniz tüm alanda yankılandığında, herkes çakı gibi dimdik durur ve tek bir çıt dahi çıkmaz. Söylediğiniz şeyleri, verdiğiniz emirleri, ilahi emirler gibi dinler ve uygularlar; herkes size büyük bir saygı duyar.Bu yolda devam ederseniz, saygı duyulan birisi olarak anılırsınız.
Size romaintik birkaç Amerikan filmi seyretmenizi öneriyoruz. Bakın insanlar nasıl öpüşüyor. Bu kadar geri planda kalmamalısınız ve sevgilinizi öperken bunu sadece o anlık bir görev gibi görmemelisiniz. O an sizin paylaştığınız en önemli dakikaları kapsıyor. Aynı zamanda onu kendinize biraz daha bağlamanız için en ideal fırsat. Neden sizi hep o öpüşmenizle hatırlamasın? Kendinizi öpüşürken tamamen sevgilinize odaklamalı ve bir o kadar da onu cezbetmelisiniz. Kendinizi iyi bir kampa almalısınız. :)
Bir önceki hayatınızda profesyonel olarak ya şarkı söylüyor yada bir enstrüman çalıyordunuz ama kesinlikle müzikle uğraşıyordunuz. Şu an müzikle uğraşmıyor olsanız bile müzik kulağınız çok iyi olmalı çünkü bir önceki hayatında bu kadar takdir toplayan bir müzisyen olarak şimdiki hayatınıza da bir yansıma olmuştur. Müzikteki yeteneğiniz konusunda hakketiğiniz kadar iyi yerlere gelemediniz ama gerçekten çok mutlu bir hayat sürdünüz. Türlü şanssızlıklar peşinizi bırakmadı fakat siz bunları umursamadınız çünkü müzik, hayatınızda olduğu sürece siz hep mutlu olmasını bildiniz. En büyük üzüntünüz erken yaşta eşinizi kaybetmek oldu fakat o kadar büyük bir aşk yaşadınız ki çocuklarınızla beraber ömrünüzün sonuna kadar eşinizin anısıyla yaşamayı tercih ettiniz.
Tango,aşk tutku,ihtiras...Bol bol kırmızı et yenen,sarap içilen futbol izlenen ülke,buenos aires dediğimde ne hissediyorsun sanki birseylermi cagrıstırdım? yoksa bir zamanlar o sokaklardamı yürüyordun? evet sen tam bir latin atesisin!dans müzik aşk ve karmasanın icinde huzur.. iste tamda istedigin buydu cocukken cıplak ayaklarınla arjantin sokaklarında oyunlar oynuyordun, inanamıyorsan bir kez daha düsün gözlerini kapa ve bir önceki cocuklugunu hayal et..
Sen Nero'sun. Devil May Cry 4 serisinde karşımıza çıkan baş karakterdir. Kendisi bir yaratık avcısıdır. Silah olarak Red Queen adında, bir motosiklete gaz verirmiş gibi kılıcın kabzasını da o şekilde döndürerek güç verdiği ,iri kıyım bir kılıç, Blue Rose adında Magnumu andıran ama çift atar büyük bir silah ve Devil Bringer adındaki mavi ışıklar saçan sağ kolunu kullanmaktadır. Tabiki onunda her genç gibi başında bir aşk vardır.
Dizide Sidney'den Los Angeles'a seyahatleri sırasında geçirdikleri bir uçak kazası ile bir adada mahsur kalan insanların öyküsü anlatılmaktadır.Her bölümde, karakterlerden birinin geçmişine gidilerek aslında grubun adadaki deneyimlerini anlatan ana senaryo beslenmektedir. Bu adada mahsur kalan 48 kişi arasında değişik karakterler mevcuttur; bir cerrah, bir iletişim subayı, bir rock yıldızı, bir kanun kaçağı, bir inşaat işçisi, bir dolandırıcı, bir milyoner ve daha birçok enteresan özelliğe sahip insan... Bu insanlar, daha adadaki ilk günlerinde adanın mistik güçlere sahip olduğunu farkederler. Uçak kazasında hayatta kalmayı başarmışlardır, ancak asıl hayatta kalma savaşı şimdi başlamaktadır. Adadakiler, hayatta kalmak için birlik olmanın gerekliliğini henüz çözemeden, bazı kişiler arasında kavgalar çıkmaya başlar ama sonradan başlarına gelen trajik olaylar, onları birlik olmaya iter. Çok geçmeden, adada yalnız olmadıklarını anlarlar. Adaya 16 yıl önce gelmiş birilerinin bıraktığı imdat çağrısını duyarlar. Bütün bu trajik olaylara bir de yeraltına açılan gizemli bir kapı da eklenince, adadakiler için hayat iyice zorlaşır.
Siz sadece arkadasinizi sevip saymiyorsunuz onu gercekten onemseyip kendi parcanizmis gibi kabulleniyorsunuz.Bu da sizin degerinizi ve sevginizi her zaman onemli kiliyor.Sizin kendinizi bir baskasina kabullendirmeye yada anlattirmaya ihtiyaciniz yok icinizle disiniz bir sizi bilen biliyor.Bulunmasi zor olan arkadaslardansiniz...
Dokuz, benzersiz, kendine özgü, idealist ve saftır(halk tabiriyle temiz kalpli); dengesi bozulduğunda unutkan, düşüncesizce hareket eden ve kibirli bir insana dönüşebilir. Dokuz rakamı ile ilişkili herhangi bir element bulunmamaktadır(Benzersizdir yani). Saf, masum, kolay güvenen ve çocuksu özellikler sergileyen bu insanlar inanılmaz sezgi güçleri sayesinde sanılanın aksine kolay kandırılabilen insanlar değildirler. Kendilerine güvenli görünmelerine rağmen onaylanma ihtiyacı duyarlar.
Bu öğrencilere hiç bir şey olmaz sınavlara çalışmazlarsada ya çok kolay soran bir hoca gelir ya da zor soran hoca o gün hastalanır, çok yüksek almasalarda hiç bir sınavdan kaldıkları henüz görülmemiştir. + stajın + dünden de kalsalar bile arka arkaya olan 4 bütte o + sınavı verirler. O kadar şanslılardır ki okula gelmedikleri gün ya hoca ders anlatmamıştır ya da imza alınmamıştır, zaten gelmelerine de pek gerek kalmaz. Çok rahat tavırları ve her şeyi hafife almalarından tanıyabilirsiniz.
Siz o güzel kokulu klasik çiçek Gül sünüz.Gülün Ana vatanı Anadolu, İran ve Çin'dir. Türklerin milli çiçeği sayılan ve çiçeklerin kraliçesi diyebileceğimiz bu bitki herkes tarafından sevilen bir çiçektir. Park ve bahçelerin süslenmesinde kullanıldığı gibi sarmaşık olanları balkon ve terasları süsler. Kesme çiçekçilikte çok talep edilen kıymetli bir çiçektir.