Nam-ı diğer Motherchucker :P Kendinize güveniniz çok yüksek, kimseye güvenmediğiniz için tüm güven duygusunu kendinizde arıyorsunuz muhtemelen. Eğlence sizin için vazgeçilmez, sıkıntıya kesinlikle gelemiyorsunuz. Olayları ciddiye almamak doğanızda var. Biraz bencil sayılabilirsiniz, ama bu da bulamadığınız güvenden kaynaklanıyor, kimin vereceğiniz değeri hak ettiğini bilmiyorsunuz.
DEMETER,Yunan Mitolojisinde Tarım Ve Bereket Tanrıçasıdır.Homesros'un Destanlarında,"Güzel Saçlı Kraliçe" Ya Da "Güzel Örgülü Demeter" Diye Geçer.İnsanlara Toprağı Ekip Biçmesini Öğreten Bu Tanrıçadır.Ekinleri,Özellikle De Buğdayı Simgeler. Demeter,Heykellerinde Baygın Bakışlı,Sarı Saçları Omzuna Dökülen,Güzel Bir Kadın Olarak Gösterilirdi.Sağ Elinde Bir Buğday Başağı,Sol Elinde De Yanan Bir Meşale Tutardı.İnanışa Göre Demeter,Yeryüzüne Baharı Getirir... :)
Nazik,dengeli,hassas,kibar,uyumlu ve düşünceli bir insansınız. Kavga ve patırtıdan asla hoşlanmazsınız. Çevrenizdekilerle iyi geçinmeye çalışırsınız. Yumuşak ve tatlı dil ile yılanı deliğinden çıkartmayı başaran bir insansınız. Sessizliğin en iyi ilaç olduğuna inanırsınız. Bütün bunlar sizin herkes ile dost olacağınızı göstermez. aksine dostlarınızı çok iyi inceleyip seçersiniz. Genel olarak da dostlarınız zirvede olanlar veya sizin için gerekli olan insanlardır. Adalet duygunuz çok gelişmiştir ve haksızlığa dayanamazsınız. Kendi zararınıza bile olsa haktan yana davranırsınız. Sizin için her şeyden önde gelen adil olmaktır Bildiğinden şaşmayan ve iyi ile kötüyü birbirinden ayırt eden birisiniz. Verdiğiniz sözü yerine getirmeye çalışırsınız.
Genellikle çevrenizdeki insanların, arkadaşlarınızın, ailenizin ve önemli müşterilerinizin duygusal durumlarına karşı hassassınız. Kendi davranışlarınızın başkalarının üzerindeki etkilerinin çok iyi farkındasınız. Yine de, başkalarına ve onların ihtiyaçlarına duyarlı olsanız da kendilerinizinkini de hatırlamalısınız! Bunları dürüstçe dile getirmekten korkmayın. Dünya zaten kendini feda etmiş insanlarla dolu – bir taneye daha ihtiyacı yok! Ayrıca işteki hırsınızı ya da diğer ana rollerinizi de düşünmelisiniz. Elbette ki deadline'larınız aksamamalı, çocuklar zamanında okula bırakılmalı, projeleriniz sonuçlandırılmalı ancak, bir yerde durmalı ve size bunların dışında nelerin haz verdiğini, nelerin sizin için anlamlı olduğunu hatırlamalısınız. Bunu düzenli bir şekilde yapmayı başaramazsanız düşmanca ve alaycı bir bakış açısına bürünme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Amacınızı yitirirsiniz. Bu da verimliliğinizde, rahat ve mutlu hissetmenizdeki kabiliyetinizde düşüşe yol açacaktır. Üzerinde çalışılması gereken alanlar: Kendinize şunları sorun: Hayatınıza en büyük anlam katan üç şey nedir? Genellikle hangi durumlar sizde gerginlik ve stres yaratıyor? Bu durumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz? Hangi olumsuz düşünceler sürekli aklınızı meşgul ediyor? İhtiyaçlarınızı ve duygularınızı başkalarıyla paylaşmaktan korkuyor musunuz? Bu korkunuzun altında diğer herkesi daha çok önemsemeniz mi (daha çok diğer insanların sempatisini kazanmak için) yoksa güçlü, sessiz tipi oynamak istemeniz mi yatıyor? Bu alanlara açıklık kazandırma üzerine çalışırsanız, potansiyelinizi azamileştirme yönünde ilerleyebilir ve hayatınızda daha büyük bir verimlilik, mutluluk ve tatmine ulaşabilirsiniz.
O kadar sanslisin ki bir sisenin icine koydugun imdat notu tam da en sevdigin sanatci tarafindan bulunacak! Sonra gelip kendi yatiyla o lanetli adadan elleriyle kurtaracak seni! Hani adanin diger ucunda kesfe cikmistin ya; o sirada sanatcinin yatini tanidin Ziplamaya ve bagirmaya basladin. O da hemen gelip seni kurtardi. Sansli sey seni!
Siz yaşamdaki amacınızı bulmak için bir yolculuğa çıkmış gibisiniz. Önce olayları yaşıyor sonra geri çekilip analiz etmeye başlıyorsunuz. Bu sizin olgunlaşmanıza yardım ediyor. Her anın değerli olduğuna inanıyor ve keyif almaya çalışıyorsunuz. Manevi değerlere verdiğiniz önem başkalarının kendi içindeki maneviyatı aramalarına yol açıyor. Meraklı, araştırmacı doğanız sezgilerinizin güçlenmesini sağlıyor. İnsanların kendilerinin farkında olmasına yardım ediyorsunuz. Onları dinleyerek, akılcı gözlemler yaparak ve duygularınızı ifade ederek insanları etkiliyorsunuz. Dahası kendilerinde olumlu değişimler yapma isteği uyandırıyorsunuz. Siz harika bir iletişimcisiniz. İnsanları taraf tutmadan dinleme ve söylenenleri olduğu gibi anlayabilme yeteneğiniz var. Konuşma sırasında olayların içini görebiliyor ve gerçekten ne yapılması gerektiğini hemen kavrayabiliyorsunuz. Yeteneklerinizi en iyi konuşurken ortaya çıkarabiliyorsunuz. İletişim kurarken siz kişisel ve profesyonel olarak mucizeler yaratıyorsunuz. Fakat ne yazık ki değişime duyduğunuz büyük ihtiyaç nedeniyle gerçekler ve istekleriniz arasında kesin bir çizgi koyamıyorsunuz. Doğal yeteneklerinizi kullanarak neyin gerçek neyin potansiyel bir ihtimal olduğunu ayırt etmeye çalışın. Doğru adımı atacağınıza güvenin. Siz pozitif değişimleri nasıl yapabileceğini çok iyi bilen birisiniz. Eğer sarıyı mordan daha çok seviyorsanız, bir durumun potansiyel sonuçlarından ziyade gerçekçi taraflarını görmeyi tercih ediyorsunuz demektir. Eğer moru sarıdan daha çok seviyorsanız, olabilecek imkanları düşünüyor ve yaşamınızdaki gerçekleri ikinci plana atıyorsunuz demektir.
Siz tam anlamıyla bir özgür ruhsunuz.Aykırılık sizin doğanızda var. Herkezin yaşadığı yerlerde yaşayamaz, kısıtlamalara tahammül edemezsiniz.Kendine has dünyanız ile diğerlerinden kabul beklemek size göre değildir.Işte bu yüzden siz özgürlükler şehri Amsterdamsınız kimin ne yaptığını sorgulamayan, iyi kötü ayrımının diğer şehirlerden çok farklı kriterlerle belirlendiği hatta belirlenmediği şehir Amsterdam. Siz de Amsterdam gibi sıradışı bir hayatın insanısınız günlük rutinlerden çabuk sıkılır, birçok insanın konfor tabir ettiği özelliklere burun kıvırırsınız. Tatil anlayışınız bile bu nedenle en sade ve bohem olanından yanadır. “Amsterdam” adeta sizin göbek adınız.
Aslinda pekte uzun sureniz kalmamis.Hatta uzakta olan akrabalariniz ve sevdiklernizden helallik toplamaya baslasaniz iyi bile edersiniz.Omrunuzun geri kalan yillarinida bilgisayar basinda gecirmeyin bizden size sadece ufak bir tavsiye herseyin tadini cikarin hicbirseyi dert edip kafaniza takmayin...
Beyaz Show'da Grup Hepsi'yi Görmek İstiyor. Tanıtımı; 2005 tarihli ilk albümleri "Bir" ile büyük başarı kazanan grup, 2006 yılında "Hepsi 2" albümüyle çıkışını sürdürdü. Sezen Aksu ile birlikte Pepsi'nin reklam kampanyası için bir single hazırlayan ve seri konserler veren grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar. Grubun menajerliğini grup üyelerinden Cemre'nin annesi Şebnem Özberk yürütmektedir. 13 Mayıs 2007 tarihinden beri Hepsi1 adlı bir televizyon dizisinde oynayan grubun 3. stüdyo albümlerinin 2008 yılının Mayıs ayında çıkması beklenmektedir.