1923 yılında James Jageson tarafından icat edilmemiş olsaydı bugüne kadar beklenir miydi bilemiyoruz ama kesin siz icat ederdiniz. Televizyon sizin en büyük kaçış ve rahatlama yolunuz. Ne olursa olsun izlemekten zevk alıyorsunuz. Televizyonun hemen herkesi rahatlattığını ve yoğun bir günün ardından kafa boşaltmaya büyük yardımı olduğunu biliyoruz, fakat unutmamakta fayda var: Televizyon başında geçirdiğimiz zaman içerisinde dışarıda akan kocaman bir hayat var.
Ne yazık ki fark edilmiyorsunuz dilediğiniz kadar. Bunun için çaba sarf etmiyorsunuz, özelliklerinizi yeterince ifade edemiyorsunuz. Standart bir görünüm, standart bir entelektüel ilgiyle idare ediyorsunuz hayatınızı. Bu konuda bir potansiyeliniz olup olmadığını sorgulamıyorsunuz bile. Gündelik yaşamın sıkıntıları sizi kendine esir ediyor, yorucu geliyor kendinizle uğraşmak. Oysa hayatın lezzetini kaçırıyorsunuz bu şekilde. Hadi ama önce siz fark edin farklılıklarınızı, sonra da tüm dünyanın bilmesini sağlayın.
Yatakhane öğrencilerinin 2. annesi. Elinden ne gelirse yavrucuklarına yapar. Bazen onların oyunlarına kansada yavrucukları olmadan yaşayamaz.Öğrencilere çok yakın bir karakterdir. Onları kollar ve korur. Her anlamda yardımcı olmaya çalışır. Okul müdürü ve öğrenciler arasında tampon görevi görür
Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.