Siz ortami hareketli ve kipir kipir yapmasini bilen Tekila gibisiniz.Hayati yasama tarziniz cok hizli ve hareketli.Kendinize dur diyemiyorsunuz,buda sizi siradisi ve cekici yapiyor.Sevilmenizin cok nedenleri var bunu her zaman korumayi beceriyorsunuz.Neseniz daimi hayatiniz her zaman boyle renkli ve hareketli olmasi dilegiyle...
O kadar sanslisin ki bir sisenin icine koydugun imdat notu tam da en sevdigin sanatci tarafindan bulunacak! Sonra gelip kendi yatiyla o lanetli adadan elleriyle kurtaracak seni! Hani adanin diger ucunda kesfe cikmistin ya; o sirada sanatcinin yatini tanidin Ziplamaya ve bagirmaya basladin. O da hemen gelip seni kurtardi. Sansli sey seni!
Aslında göründüğünüz gibi değilsiniz gerektiğinde SOĞUKKANLILIĞINIZI KORUSANIZDA İÇTEN İÇE duygularınızı yaşayan ve bunu pek sık belli edemeyenlerdensiniz!!!! Çok iyi empati kurabilir ve duyarlısınızdır!!!!!Ancak biraz daha duygularınızı dışarı vurmalı ve pollyanna cılığı oynamamalısınız!!!!
Eğer testimizi gayrı ciddi doldurmadıysanız siz Cem Yılmaz değilsiniz, olasınız da yok… Tarzınız değil. Hayatı fazla ciddiye alıyorsunuz. Dahası mizaha güvenmiyorsunuz. Kaygan, buzlu bir zemin olduğunun farkındasınız. Arada bir mecbur kalınsa da her daim böyle bir zemin üzerinde yolculuk etmenin doğru olmadığına inanıyorsunuz… Cem Yılmaz olmamanız ama gülmediğiniz anlamına gelmez. Birisinin onun yaptığı şeyleri yapması, söylediği şeyleri söylemesi, insanları güldürmesi hoşunuza gidiyor. En azından bu yük sizin omuzlarınızdan alınmış oluyor. Siz kendi uzmanlık alanınızdan gayet memnun ilerliyorsunuz. Risk almıyor, insanları kızdırmıyor, dikkatleri üzerinize çekmeden sessizce işlerinizi hallediyorsunuz. Süreç değil sonuç ilgilendiriyor sizi. Hiçbir başarınızın arkasında başkalarının sizi fark etmesi isteği yatmıyor. Aksine kendi ruhunuzu hoşnut etmek derdiniz. Başkaları sizi ilgilendirmiyor. Ne dedikleri, ne düşündükleri umurunuzda bile değil. Kendinizde gördüğünüz misyonu tamamlamak size yetiyor. Bir miktar ahlakçı olduğunuz doğru. Ama dünyaya sizin gibiler de gerekiyor…
Bir önceki hayatınızda asil soyundan fakat maddi açıdan çökmüş bir aileye aittiniz. Ailenizin tek çocuğu olarak dünyaya geldiniz, yakın çevrenizden istemediğinz biriyle bir evilik yaparak hayatınızın bir dönemini mutsuz geçirdiniz ancak kimsenin beklemediği bir anda 40 lı yaşlarınızda hayatınızda radikal bir değişiklik yapıp başka bir ülkeye geçtiniz burada kendinizden yaşça küçük ve soylu olmayan biriyle, kimsenin onaylamadığı ikinci bir evlilik yaptınız bu evlilikten bir kızınız oldu ve hayatınızın kalanını eşinizle birlikte aynı yerde çalışarak mutluluk içinde geçirdiniz. İlk eşinize gelince sizden sonra yaptığı evlilik onun sonu oldu eşi tarafından öldürüldü.
Öss adeta sizin hayatınızın bir parçası olmuş, siz araştırma yapmayı,kitap okumayı çok seven birisiniz, sizin için öss yi kazanmak zaten garanti olan bişey,siz hangi üniversiede okuyucağınızı(boğaziçi,odtü,cerrahpaşa) düşünüyosunuz.belkide şirin uslu bi öğrenci olursan dereceye bile girersin ;)
Cinsiyet: Erkek Saç: Sarışın Yaş: 9 İş: Öğrenci Din: Katolik South Park'ın fakir ve en küfürbaz karakteri. İlk beş sezon boyunca birkaç istisna hariç dizinin her bölümünde ölür. Her zaman parka ve kapşon giydiğinden yüzü belli değildir. Bir tek bölümde kapşonunu çıkarır. Söyledikleri neredeyse hiç anlaşılmaz. 5.sezonda 13.bölümde ve South Park the Movie yayınlandıktan sonra tamamen öldürülerek (kanser olup) dizide artık gösterilmemeye başlamış ve onun yerini bir süre Butters almıştır.
Peter'ın anne ve babası o henüz bir bebekken geçirdikleri uçak kazası sonucu hayatlarını kaybetmişlerdi. Ailesinin ölümünden sonra Peter'ı amcası Ben ve yengesi May kendi himayelerine alarak, onu kendi öz çocukları gibi severek yetiştirdiler. Peter oldukça zekiydi ve özellikle kimyaya özel bir yeteneği vardı. Fakat 15 yaşında bir lise öğrencisiyken sosyal hayatı pek de parlak sayılmazdı. Okulda sürekli 'inek' muamelesi görür, özellikle okul takımının yıldızı Flash Thompson ve arkadaşları tarafından her gün itilip kakılır, onunla dalga geçilirdi... Taki o genleriyle oynanmış örümcek tarafından sokuluncaya dek.
Kanüni Sultan Süleyman 26 yasinda padisah oldu. Çok ciddi ve vakurdu.Yapacagi isler hakkinda hiç acele etmez, gayet genis düsünür ve verdigi emirden geri dönmezdi. Is basina getirecegi adamlarin kabiliyet derecelerine göre vazife verirdi. Kanüni'nin yüzü yuvarlak, gözleri elâ, kaslari arasi biraz açik, dogan burunlu, uzun boylu ve seyrek sakalli idi. Azim ve irade sahibiydi. Devri Türk hakimiyetinin kemale ulastigi bir devir olmustur.Kendisine Kanüni denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden degil, mevcut kanunlari yazdirtip çok siki bir sekilde tatbik etmesinden dolayidir.Avrupâ tarihçilerinin Muhtesem Süleyman dedikleri büyük hükümdar, büyük dedesi Fatih gibi sayisiz seferlere bizzat kendisi istirak etmistir.46 sene padisahlik yapti.71 yaşında vefat etti.