Kendinizi genç hissetme eğilimindesiniz. Ancak yaşınızla doğru orantılı olarak gelecek tecrübeleri ve olgunluğu gerektiği gibi yaşayamazsanız bu kez de çocuğunuzun evden ayrılması ya da işten çıkarılmak gibi bir durum sizde şok etkisi yaratabilir. Bunun sonucunda düşünce yapınız tamamen değişmek zorunda kalır.
Gizemli ve mistik bir duruşunuz var. Çeşitli orkide türleri gibi değişik yerlerden hoşlanırsınız. Dağlarda hırçın rüzgarlara karşı yada tropik ormanların nemli ve ılık havasında... Ve orkideler gibi çevresine yararlı saprofit yada ağaçlara parazit şekilde yaşıyorsunuz!
Özgürlük anıtını yada times meydanını gördügünde içinde mutlulukla karısık tuhaf bir duygu hissediyormusun? new yorka bakarken iste yasamak istedigim sehir diyormusun? hiphop r&b favori muziginmi? los angeles,chicago,miami hayallerini süsleyen tatil mekanlarımı? o halde sen yolunu kaybetmis bir amerikalısın,hollywood filmlerini neden bu kadar seviyorsun hic düsündünmü...
Genellikle çevrenizdeki insanların, arkadaşlarınızın, ailenizin ve önemli müşterilerinizin duygusal durumlarına karşı hassassınız. Kendi davranışlarınızın başkalarının üzerindeki etkilerinin çok iyi farkındasınız. Yine de, başkalarına ve onların ihtiyaçlarına duyarlı olsanız da kendilerinizinkini de hatırlamalısınız! Bunları dürüstçe dile getirmekten korkmayın. Dünya zaten kendini feda etmiş insanlarla dolu – bir taneye daha ihtiyacı yok! Ayrıca işteki hırsınızı ya da diğer ana rollerinizi de düşünmelisiniz. Elbette ki deadline'larınız aksamamalı, çocuklar zamanında okula bırakılmalı, projeleriniz sonuçlandırılmalı ancak, bir yerde durmalı ve size bunların dışında nelerin haz verdiğini, nelerin sizin için anlamlı olduğunu hatırlamalısınız. Bunu düzenli bir şekilde yapmayı başaramazsanız düşmanca ve alaycı bir bakış açısına bürünme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Amacınızı yitirirsiniz. Bu da verimliliğinizde, rahat ve mutlu hissetmenizdeki kabiliyetinizde düşüşe yol açacaktır. Üzerinde çalışılması gereken alanlar: Kendinize şunları sorun: Hayatınıza en büyük anlam katan üç şey nedir? Genellikle hangi durumlar sizde gerginlik ve stres yaratıyor? Bu durumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz? Hangi olumsuz düşünceler sürekli aklınızı meşgul ediyor? İhtiyaçlarınızı ve duygularınızı başkalarıyla paylaşmaktan korkuyor musunuz? Bu korkunuzun altında diğer herkesi daha çok önemsemeniz mi (daha çok diğer insanların sempatisini kazanmak için) yoksa güçlü, sessiz tipi oynamak istemeniz mi yatıyor? Bu alanlara açıklık kazandırma üzerine çalışırsanız, potansiyelinizi azamileştirme yönünde ilerleyebilir ve hayatınızda daha büyük bir verimlilik, mutluluk ve tatmine ulaşabilirsiniz.
Sizin durumunuz için “fena değil” demek daha yerinde olur. Hem sabırlısınız hem de testimi ciddiye almışsınız. Sosyal yaşamda ve iş ortamında pratikliğinizle göz dolduruyorsunuz. Örneğin kilosu 8 YTL olan tam yağlı Ezine koyun peynirinin 1 kilo 250 gramının kaç YTL tutacağını kafadan hesaplayabiliyorsunuz.
Sen Leon'sun. Leon bir polistir. Ve başkanın kaçırılan kızını bulmak için şehrin başkanı tarafından zombi şehrine gönderilir işte bütün macera burada başlar. Yola çıktıklarında Leon arkadaşları tarafından yarıyolda bırakılır ama bu arkadaşların sonu iyi olmaz ve arabalarıyla birlikte derin bir çukura düşüp ölürler Leon ise tek başına başkanın kızı Ashley'i arama macerasına koyulur. Sonuç olarak Leon kızı kurtarır. Dönüş yolunda Ashley boş zamanında ne yapıyorsun der Leon'da mesleği gereği bunun olamayacağını söyler ve kısacası kızın çıkma teklifini reddeder. Ne kabalık ama :D:D
Sen, önüne geleni süpüren bir elektrikli süpürge gibisin! Neredeyse bütün gün boyunca atıştırmaya bayılıyorsun. Kalori hesabı, diyet yapmak, vitamin, protein sana hiçbir şey ifade etmiyor. Bu şekilde beslenmek doğru olmadığı için, bir beslenme uzmanına danışarak neyi, ne kadar yemen gerektiğini öğrenmelisin. Ve en önemlisi, yemek aralarında gereksiz abur cuburdan uzak durmalısın!
Sarışınlar ekseriyetle kuvvetli, orijinal fikirli, her vaziyete uyar, hevesli, yaratıcı ve çeşit kabiliyetli kimselerdir. Değişikliğe bayılırlar. İyi bir şey. Ama sarışınların çoğu da lüzumundan fazla kıymet bilmezlerdir. Herhangi bir şeyin başında bitirinceye kadar durmak kabiliyetleri azdır. Canları sıkıldı mı - ki çok çabuk sıkılır- ellerindeki işi bırakıp bir yeni işe başlamayı tercih ederler. Bir kere harekete geçtiler mi yeri göğü birbirine katarlar. Kendilerini ve enerjilerini idare etmek kabiliyetinden mahrum oldukları için enerjilerini lüzumundan fazla sarf eder ve hemen yorulurlar. Sabırlı olmazlar, çabuk ve hevesle çalışırlar. Huzursuz tabiatları daima yeni heyecanların peşinde koştuğu için hercai ve belki de sadakatsiz olurlar. Sarışınlar etraflarına hakim olmayı ve söz geçirmeyi severler. İşlerinde ve özel hayatlarında liderlik etmek sevdasındadırlar. Bu hususta sarışın kadınlar daima sarışın erkeklerden baskın çıkar. Sarışın bir erkekle evli olan sarışın bir kadın kocasını ve evini istediği gibi idare etmesini bilir. Ama ev işlerinden çabuk yorulur ve bıkar. Onun için sık sık alışverişe, sinemaya, terziye veya dişçiye gider. Sarışınların bir de kuvvetli karakterde olanları vardır. Böyle sarışınlar cesur ve sabırlıdırlar. Kavgacı olmamakla beraber, karşılarındakini yatıştırmayı da bilmezler. Hisleri daima kontrol altındadır. Başkalarının işlerini merak etmez. Kendini alakadar etmeyen işlere burnunu sokmadığı gibi, başkalarının kendi işlerine karışmasından da nefret eder.
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…