Cuma, Perşembe (Pençşenbe) ile Cumartesi (Cumaertesi) arasında kalan, haftanın beşinci günüdür. Kelime, Türkçeye Kur'an yoluyla Arapçaya, oradan da bize gelmiştir. Bu günün Türkçe adı, Altıncı Gün, Eski Türkçe Altınç tır. Cuma sözcüğünün kökünün Arapça olduğu varsayımına göre Kur'an bu günü haftalık toplantı günü sayması ile de uyuşarak "جمع CM'A" "toplanmak" kökünden gelir. Kur'an'dan önce bu gün için Araplar arûbe, yewm ül arûbe يوم ال عروبة ya da altıncı gün anlamında yewm üs sâdis يوم ال سادس derlerdi. Ayrıca erkek ismi olarak da kullanılmaktadır. İslam'da Cuma toplu ibadet günüdür. Cuma Suresi, 1 Müslümanlar'da mübarek(kutsal)' gündür Hıristiyanlıkta Paskalya'dan önceki Cuma günü İsa'nın çarmıha gerildiği gün olduğu için yas günüdür. Ayın 13'ünün Cumaya rastladığı günler bazı inanışlara göre uğursuz kabul edilir.
SEN BİR MELEKSİN Çok sıcak ve sempatiksİn; herkesle ilgilisin. İnsanların problemlerini dinliyor, çözümler bulmaya çalışıyorsun. Eğer birinin yardımına ihtiyacı olduğunu düşünürsen, en kötü günün de olsa sahnede sadece sen oluyor ve elinden gelenin en iyisini yapmaktan hiç çekinmiyorsun. Ama dünyayı kurtaramayacağını da unutmamalısın.
Bir önceki hayatınızda tıbbi bilimler ile uğraşıyordunuz. Yaşadığınız bölge, o dönemin medeniyetinden çok uzakta kendi içinde yaşayan bir toplululuktu. Ama ayrıcalıklı bir bölgeydi çünkü masallardaki gibi mutlu insanların yaşadığı bir köy gibiydi. Savaş veya açlık gibi sıkıntılardan uzakta, kurtarılmış bir bölgede gibiyidiniz. Fakat kötü bir salgın hastalık bu mutlu topluluğun huzurunu kaçırdı, siz daha önce türlü bitkilerden içecekler yapıyordunuz ve bu özel bitkisel çaylarınızın, zaman zaman yaşadığınız halsizliklere iyi geldiğini farketmiştiniz. Bu salgın hastalıktan sonra bu çayları salgına yakalanmış insanlara içirmeye ve sonuçlarının olumlu olmaya başladığını gördünüz. Sizin sayenizde kısa bir dönemde topluluğunuzdan bir çok insan bu hastalıktan kurtuldu. Siz şu an her ne iş yapıyor olursanız olun eminiz ki ruhunuzda bir yerlerde bir kahraman var.
Konfor deyince canını çıkartıyorsunuz. Gidip olabilecek en yüksek gökdelende, en yüksek güvenlik donanımıyla, en güzel manzaraya bakan daireyi seçtiniz. Her şeyin en güzelini değil ama en sağlamını, konforlusunu ve pahalısını istiyorsunuz. Güzellik bütün bu değerlerden sonra geliyor ve estetik probleminin diğerlerine oranla daha kolay çözülebileceğine inanıyorsunuz.