1923 yılında James Jageson tarafından icat edilmemiş olsaydı bugüne kadar beklenir miydi bilemiyoruz ama kesin siz icat ederdiniz. Televizyon sizin en büyük kaçış ve rahatlama yolunuz. Ne olursa olsun izlemekten zevk alıyorsunuz. Televizyonun hemen herkesi rahatlattığını ve yoğun bir günün ardından kafa boşaltmaya büyük yardımı olduğunu biliyoruz, fakat unutmamakta fayda var: Televizyon başında geçirdiğimiz zaman içerisinde dışarıda akan kocaman bir hayat var.
Akıllısınız ama aklınızı daha çok gündelik ve bireysel problemlerinizi çözmek için kullanıyorsunuz. Yöntemleri değil, çözümleri, sonuçları önemsiyorsunuz. Kimseye bir zarar vermek istemiyorsunuz, ama arada bir kendinize tanıdığınız ayrıcalık nedeniyle birilerinin sizin kararlarınızdan zarar gördüğü olmuyor da değil. Böylesi durumlarda kendinizle şöyle bir hesaplaşıp bir dahaki sefere böyle davranmamaya karar veriyorsunuz. Ama bu pek de mümkün olmayabiliyor.
Siz başkalarına yardım etmekten ve destek olmaktan zevk alıyorsunuz. Limitsiz merakınız gerçekten ne düşündüklerini söylemeleri için insanlara ortam yaratıyor. Siz karşınızdaki kişinin hayallerini görebiliyor ve gerçek ihtiyaçlarına duyarlı olabiliyorsunuz. Onlara kendi yeteneklerine güvenmeleri için gerek duydukları öz güveni veriyorsunuz. İnsanların kendilerini önemli hissetmelerini istiyorsunuz ve bunu dinleyerek sağlıyorsunuz. Başlangıçta ortama uyum sağlamaya ihtiyacınız var. Başkaları sizin onlar gibi olduğunuza inanmalılar. Sonra gerçek karakteriniz ortaya çıkmaya başlıyor. Bu durumda insanlar bildiklerini zannettikleri bu yeni kişiye uyum sağlamaya çalışırlar. Bu özelliğiniz yüzünden bazen ihtiyaçlarınıza cevap vermeyen durumları yada ilişkileri kendinize çekersiniz. Siz dikkatle dinleyen birisiniz. Başka insanların ne hissettiğini bilmek istersiniz. Bu yetenek sizin müziği ve yabancı dilleri daha iyi duymanızı sağlar. Eğer imkanlarınız varsa bir müzik aleti çalabilir ya da kendi diliniz dahil başka dilleri fazla aksan olmadan konuşabilirsiniz. Düşünce ve duyguları açık olarak ifade edebilirsiniz. Aşırı ciddi olduğunuzda ya da fazla rahat hissettiğinizde kişisel gelişiminizi ihmal etmeye başlarsınız. Ne istediğinizden ve ne beklediğinizden emin olun. Böylece başkaları sizin ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayacaklarını bilirler ve yaşamınız daha keyifli bir hal alır. Eğer maviyi yeşilden daha çok seviyorsanız, kariyeriniz ya da kişisel hedefleriniz sizin için birinci sırada demektir. İlişkileriniz hayallerinize uyum göstermek zorundadır. Eğer yeşili maviden daha çok seviyorsanız, başkalarının hayallerine destek olmaya daha çok önem veriyorsunuz ve kendinizi ikinci plana atıyorsunuz demektir.