Duygu-mantık dengesinin mükemmel olması, size hayat boyu doğru karar olarak geri dönüyor. Kendinizinkiler dahil, bütün sorunlara uzaktan bakarak gereken manevraları yapabilme yeteneğiniz sayesinde yapıyorsunuz bunu. Bu da sizi yargıç yapıyor. Zaten bir denge insanı olarak adalet duygusunun çok iyi gelişmiş olmasının sürpriz sayılmaması gerekir. Yine de pişmanlık yaşamama adına duygularınızı fazla bastırmamanız önerilir. Fazla özverilisiniz. Başkalarına olduğu kadar kendinize de adil olun. Biraz kendiniz için yaşayın.
Hiç şüpheniz olmasın. O size âşık. Hem de çok. Bu yüzden istiyor sizi. Yanınızdayken mutlu... Sizi tanıdığı ya da size âşık olduğunu ilk hissettiği günden bu yana yerinde duramıyor. Ama korkuyor da sizden. Sizi aşkıyla incitmek, hırpalamak, kendisinden uzaklaştırmak istemiyor. Mesela sizi gün içinde defalarca aramak istiyor, ama bunaltmaktan çekiniyor. Arkadaşlarına, ailesine sürekli sizden bahsediyor. İlişkinin geleceği konusunda aceleci görünmüyor. Çünkü yorulmanıza gönlü razı olmuyor. Birlikte mutlu olacağınızı biliyor. Size sahip olduğu her şeyi değil, gerçekten almak istediklerinizi vermek istiyor…
Ne kendinizi tam olarak dış dünyadan soyutlamışsınız, ne de merkezde olmayı seviyorsunuz. Sizin için "dengeyi tam oturtmuş" diyebiliriz. İnsanların sizinle ilgilenmesinden hoşnutsunuz. Ama biliyorsunuz ki sürekli merkezde olmak da tehlikeli... Bunun için zaman zaman geri planda kalmayı başarabiliyorsunuz.
Siz eğer karşınızdaki kişiden hoşlanmıyorsanız onu etkilemek için ekstra bir çabaya girişmezsiniz. Etrafınızdaki herkes tarafından beğenilmek gibi bir arzunuz yok, böyle bir tavır da size çoğu zaman anlamsız geliyor ama eğer birilerini etkilemek istiyorsanız kimse sizi durduramaz ve bu durumda tüm silahlarınızı çıkarırsınız. Hoşlandığınız kişilere karşı bilinçli veya bilinçsiz etkileyici tavırlar sergileyerek onun gözünün sizin üzerinizde olmasını sağlarsınız. Bu yapınız size aşk hayatınızda başarı sağlamaktadır, bu yüzden karşılıksız aşk pek size göre birşey değildir. Karşılığını alamadığınızı düşündüğünüz bir aşk var ise emin olun ki siz o kişiye gerçekten aşık olmamışsınız demektir, çünkü olsaydınız sizin yapınızda biri ne yapar ne eder o kişiyi elde ederdi.
Belki farkında değilsiniz ama altıncı hisleriniz çok kuvvetli ve yaşamınızı kolaylaştırıyor. Neden her zaman doğru arkadaşlıklar kurduğunuzu ve hep en kazançlı işleri bulduğunuzu sanıyorsunuz? Bu, kesinlikle şans değil. Rüyalarınıza önem verin, çünkü beyniniz ipuçlarını rüya ile veriyor.
Ah o partiler ne kadar yorucu sizin için?.. Zannediyorsunuz ki en iyi parti çevreye en az rahatsızlık verendir. Oysa insanlar partilere dağıtmak ve dağılmak için giderler. O yüzden her şeyi kontrol altına almaya çabalamak anlamsız. Gereksiz şımarıklıklar, anlamsız gürültüler partilerin olmazsa olmazları... Partilerin doğal koşullarıyla mücadele etmeyin. Bir huyunuz daha var vazgeçme niz gereken.Partilerde çöpçatanlık yapmayın... “Gecenin çöpçatanı ben olacağım” derken kendi kısmetinizi kapatıyor olabilirsiniz... Söylemedi demeyin... Herkesi kendi haline bırakın... Göreceksiniz siz de partilerde sahiden eğlenmeye başlayacaksınız.
Siz aslında bir aynasınız. Sahneye çıkıp kendimize bakmamızı sağlıyorsunuz. Ağlanacak hallerimize güldürüp sırlarımızı ifşa ediyorsunuz. İki kaş bir göz arasında en sinsi oyunlarımızı ortaya çıkartıyorsunuz. Siz var ya siz!!! Aslında çok tehlikeli birisiniz… Allah vergisi bir zekâ, özetleyip söyleyivermenin bin bir türlü yolu sizde… Mizahla haşır neşir oluşunuz cesaretinizi artırıyor. Dobra bir insan olduğunuzun herkes farkında. O yüzden sizi sevseler de rahat edemiyorlar etrafınızda. Sizin için ise bu rahatsızlık gösterinizi tamamlayan nadide bir parça yalnızca. İnsanlara en olmadık şeyleri güldürürken kabul ettiriyorsunuz. Kendinizi gösteriyor, enerjinizle adeta akıllarını başlarından alıyorsunuz. Sahneyi, güldürmeyi, göstermeyi ve görünmeyi seviyorsunuz. Bu yüzden sahneden indiğinizde, artık kimse size bakmadığınızda yüzünüz asılıyor, ciddileşiyorsunuz. O zaman da kimse sizi ciddiye almıyor. Ama kimse sahnenizi de çalamıyor. Yalnızca sizin yapabileceğiniz şakalar, yalnızca siz söylerseniz gülünebilecek bir sürü şey var. Bu yüzden kimsenin sizin yükünüzü sırtlanamayacağının da farkındasınız. Tek önerimiz, kendi taklitlerinizden sakınmanız…
Bir önceki hayatınızda profesyonel olarak ya şarkı söylüyor yada bir enstrüman çalıyordunuz ama kesinlikle müzikle uğraşıyordunuz. Şu an müzikle uğraşmıyor olsanız bile müzik kulağınız çok iyi olmalı çünkü bir önceki hayatında bu kadar takdir toplayan bir müzisyen olarak şimdiki hayatınıza da bir yansıma olmuştur. Müzikteki yeteneğiniz konusunda hakketiğiniz kadar iyi yerlere gelemediniz ama gerçekten çok mutlu bir hayat sürdünüz. Türlü şanssızlıklar peşinizi bırakmadı fakat siz bunları umursamadınız çünkü müzik, hayatınızda olduğu sürece siz hep mutlu olmasını bildiniz. En büyük üzüntünüz erken yaşta eşinizi kaybetmek oldu fakat o kadar büyük bir aşk yaşadınız ki çocuklarınızla beraber ömrünüzün sonuna kadar eşinizin anısıyla yaşamayı tercih ettiniz.
Beyaz Show'da Hakyo Cepkin'i Görmek İstiyor. Tanıtımı; stanbul doğumlu Hayko Cepkin, liseyi bitirdikten iki sene sonra Mimar Sinan Üniversitesi'nde şan , solfej ve piyano dersi almaya başladı. Çeşitli yerlerde de piyano ve armoni dersleri gördükten sonra da 1997 yılında profesyonel müzik kariyerine başladı.İlk albümü Sakin Olmam Lazım ' la iyi bir çıkış yapan Hayko ikinci albümü Tanışma Bitti ile hayran kitlesini arttırdı.
Hayatınızdan kesinlikle çok memnunsunuz, her günün size yeni birşeyler getirebileceğine inanıyorsunuz. Küçük şeylerden mutlu olmayı başarabiliyorsunuz ve istediklerinizi saplantı haline getir mek yerine sahip olduklarınıza şükür ediyorsunuz. Herşey her zaman istediğiniz gibi gitmesede bunu çok büyütmüyorsunuz ve geleceğe umutla bakmayı başarabiliyorsunuz.