Deyim yerindeyse tam bir fırlamadılar.Öğretmenlere yapmadıkları kalmaz.Sınıfın altını üstüne getirirler.Hemen kendine benzer birkaç arkadaş bulup bu eylemlerini okulun geneline yayarlar.Velileri okul yolunu aşındırsa bile bu arkadaşlar için tek çare müdür odasıdır.Sopayı yiyince rahatlayan arkadaşlarımız için psikolojik danışmanlar bile yetersiz kalır.Aralarından okul 1.si çıkanlar bile vardır.Şımarık olmaları kendilerini durduramaz olmalarından kaynaklanıyor olabilir.
Bürokratik, hantal ve baskıcı olmak yerine, güçlü, fakat aynı zamanda müşfik ve insanî; -Hukukun üstünlüğünü ve adaleti her alanda hâkim kılmak için yapılanmış demokratik; -Varlık gayesini millete hizmet esasından alan, verimli ve etkin işleyen; -Her şeye müdahale eden bir devlet değil, gerektiği kadar müdahale eden, koordinasyon sağlayıp, yönlendirebilen ve etkin denetim yapan; -İstikrarı ve gelirin dengeli dağılımını sağlayarak, sosyal dengeleri gözeten rasyonel ve sorumlu; -Müreffeh bir hayat sürdürmek kadar, geleceğe güvenle bakabilmenin de önemli olduğu gerçeğinden hareketle, bütün vatandaşlarını sosyal güvenlik sisteminin kapsamına alan; -Yardıma muhtaç yaşlısını, kimsesizini, yoksulunu, özürlüsünü gözetip kollayan; -Vatandaşları arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin kaliteli hizmet sunmayı amaç edinen; -Vatandaşlarının hayat kalitesini yükseltmek amacıyla çevreyi koruyan ve iyileştiren bir devletin teşekkül ettirilmesidir.
Sınırsız hayal güçleri olsa da Kova’lar gerçekçi, ileri görüşlü ve akılcıdırlar. Bencil olmayan Kova’lar, insanlara olan sevgileri ile tanınırlar. İnsanları mutlu etmeyi; ırk ve cinsiyet gözetmeksizin bütün insanların aynı imkanlara sahip olmasını isterler. Hümanist, idealist ve entelektüellerdir. Modern görünüşlerine rağmen dik kafalı, inatçı ve sabit fikirlilerdir. Herkesle kolayca iletişim kurabilirler fakat ne kadar samimi ve dostça davransalar da arada mutlaka mesafe bırakırlar. Kısıtlanmaktan hoşlanmayan Kova’lar özgürlükleri için her türlü özveride bulunurlar. Bir kişiye bağlanmaktan hoşlanmazlar. Bu yüzden de aile yaşamı zor gelir. Yeniliklere ve değişikliklere açık olsalar da alışkanlıklarını kolay değiştirmezler. Çok yönlü oluşlarından zor anlaşılırlar. Dürüst ve güvenilirlerdir. Kendi işlerini yapmaktan büyük keyif alırlar. Maddiyata önem vermezler. Kova’ların çok fazla sağlık sorunları olmaz. Çünkü hastalıklara karşı dayanıklı ve tedbirlidirler. Farklılığı seven Kova’lar farklı spor ve aktivitelerden hoşlanırlar.
Demokrasiye önem veriyorsunuz, ekonomide devletçilik modelini destekliyorsunuz... İnsanlar arası ayrım yapacak olursanız; din, ırk veya renk sizin için önemli değil, önemli olan o insanın çalışkanlığı ve onurudur. Ayrıca, büyük bir komutansınız, savaş alanına çıktığınızda, sesiniz tüm alanda yankılandığında, herkes çakı gibi dimdik durur ve tek bir çıt dahi çıkmaz. Söylediğiniz şeyleri, verdiğiniz emirleri, ilahi emirler gibi dinler ve uygularlar; herkes size büyük bir saygı duyar.Bu yolda devam ederseniz, saygı duyulan birisi olarak anılırsınız.
Dersi takmaz, arkasına döner konusur. bi de gider salak bi sekilde 8 tane 5'i olmasına ragmen sktrname alır :D hocalar onu COOK sever bı kasık suda bogmak ıster :D hocaların sınıf a grdıklerınde berkcan sus dusgun otr dedıklerı haatta bazen berkcan okulda yokken bıle dedıklerı ve g.t oldukları rıvayet olunur :D
Beşiktaş Çarşı Grubu, Beşiktaş spor klübünün taraftarlarından oluşan belli bir grubun ismidir. 1982 yılında kurulan Çarşı grubu, futbol maçlarını ağırlıklı olarak Kapalı Tribünde izler. En bilinen sloganları "Çarşı her şeye karşı!", "Çarşı Atatürk harici her şeye karşı!" ve "Evdeki hesap çarşıya uymaz"dır. En tanınan amigosu Alen Markaryan'dır. Beşiktaş'ın en önemli taraftar grubu olarak değerlendirilen Çarşı, 27 Mayıs 2008 günü varlığını sona erdirme kararı aldı. Ama 21 Ağustos 2008 tarihinde yaklaşık 200 kişilik bir taraftar grubu alem biter ortam biter çarşı bitmez diyerek Çarşı ve tezahüratlarının devam edeceğini maçka parkında duyurdu.
Bu üc ülkeden birinin vatandasıydın,ruhun hangisini seciyorsa dogru olan o secenek olacaktır,tropik bir ada hayallerini süslüyor,bembeyaz kumlar, turkuaz rengi deniz ve palmiye agacları senin önceki yasam alanını süsleyen güzelliklerdi..su an evinden oldukca uzaktasın ama birgun mutlaka bir zamanlar dogdugun yerleri zıyaret edecek ve huzur bulacaksın
Aşkınız, soğuk, kasvetLi kış mevsimine girmiş biLe. yani sizin için bi dönemin sonu ve havada iç karartıcı bi pusLuLuk var. yaşLı insanLarın "bu kışı çıkartır mıyım acaba?" ları gibi siz de iLişkinizin bitimi üzerine sık sık düşünüyosunuz. ne iLkbahar gibi renKLi, ne yaz gibi parLak, ne sonbahar gibi hüzün yada şiirseLLik kaLdı çünkü. ve siz (tabii o da) bi iLkbahar özLemeye başLamışsınız.
Siz ruh ikiziniz ile zaten tanışmışsınız.Bu kişi ister hayatınızda çok önemli bir role sahip olsun, ister sadece tanışmakla kaldığınız herhangi biri olsun, onu ilk gördüğünüz zaman hissettiğiniz o garip duyguyu anımsamanız gerekir. Belki sizin için basit bir tanışma olarak kalmış olabilir ama emin olun çok geçmeden o kişinin sizin ruh ikiziniz olduğunu farkedeceksiniz. Bir şekilde; ya tesadüfen yine bir araya geldiğiniz bir ortamda; aynı anda aynı cümleye başlamak gibi, aynı anda aynı yiyeceğe uzanmak gibi ufak ama garip tesadüfler yaşayarak kafanızda bir kıvılcım çakacak bu tür ufak ve garip tesadüfler sizi bir şekilde birbirinize yakınlaştıracak. Kısacası zaten halihazırda tanışmış olduğunuz ruh ikizinizin kim olduğunu zamanla anlayacaksınız.
Zamanı kullanmayı iyi bilir ve çalışkandır. Özellikle içten ve sempatik tavırlarıyla arkadaş çevresinde aranan eğlenceli bir dosttur. İçten içe biraz tedirgin ve huzursuzdur. Kendisini fazlasıyla tenkit eder ve hep bir yarış içerisindeymiş gibi kendiyle çok uğraşır. Dostlarına ve sevdiklerine çok önem verir ve fazlasıyla fedakardır.
Pratik ve insanlara değer veren bir yapınız var. Başkalarına yaşamlarında daha anlamlı ve değerli aşamalar kat etmeleri için yardımcı olursunuz. Hiç kimse sizi kandıramaz. Siz dinamik birisiniz ve herkesin ne yaptığını yada amaçladığını çok iyi bilirsiniz. Neyin önemli olduğunu bilmenizi sağlayan özel bir yeteneğiniz vardır. Bir öğretmen ya da ebeveyn gibi insanların yaşamlarını daha iyi nasıl yapabileceklerini düşünürsünüz. Siz en çok elinizdeki kaynakların nasıl kullanılacağını idare ettiğinizde başarılı olursunuz. Başlangıçta çok eğitmek amacı ile başlamanıza rağmen daha sonra aşırı otoriter olabilirsiniz. Hatta aşırıya kaçıp patronluk taslayabilirsiniz.. Ne yazık ki orta dereceniz yok, ya eğiticisiniz ya da otoritersiniz. Bu durum çevrenizdeki insanların kafasını karıştırabilir. İnsanlar patronluk tasladığınızda bile insanların iyiliğini düşündüğünüzü her zaman fark edemeyebilirler. Üzgün olduğunuzda, baskı altında kaldığınızda ya da sarhoş olduğunuzda kırmızı rengini simgeleyen tarafınızı ortaya çıkarırsınız. Yeşilin sakinleştiren etkisi olmadan aşırı davranışlarınız ile dostlarınızı oldukça şaşırtabilirsiniz. Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız bu karakter daha bile çarpıcıdır. Eğer çevrenizdekiler bu süreçlerden birinde size farklı davranmaya kalkarsa bunun nedeni muhtemelen sizi tanıyamadıkları içindir. Eğer kırmızıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, başkalarından önce bir hedefin başarılması için nelerin yapılması gerektiğine önem verirsiniz. Bu yapınız sizin kendinize güvenmenizi ve direk olmanızı sağlar Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız, destekleyici yanınız ön plana çıkar ve öncelikle enerjinizi başkalarının ihtiyaçlarına yönlendirirsiniz.
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…
Siz gönülsüz bir kölesiniz. Ama bunun suçlusu sizsiniz. Bunda iki faktör rol oynuyor: Birincisi, o kadar hayat tembelisiniz ki... Herhangi bir konuda itiraz etmeye bile mecaliniz yok. İkincisi ise daha da önemli: Hayır diyemiyorsunuz. Sonuçta hiç istemediğiniz şeyleri yaparken buluyorsunuz kendinizi.