O kadar iyisin ki! sen tam bir meleksin... hani derler ya bi kanadı eksik diye, aynen öyle. ailene her zaman doğruyu söyleyip arkadaşların için hep iyi şeyler düşünüyorsun. Çünkü onlar iyi olduğunda sen de iyi oluyorsun. Herhangi yanlış bir şey yaptığında bile dürüstlükten ödün vermiyor, bu dürüstlüğün sayesinde de her türlü durumu kolaylıkla atlatıyorsun. Ayrıca çevrendekiler de bu saflığından dolayı sana çok güveniyorlar. Bu da uzun vadeli ve başarılı arkadaşlıklar kurmanı sağlıyor. Tebrik eder şeytana uymamanı dileriz...
Siz en çok Rottweiler cinsi köpek seviyosunuz . Rottweiler'ın iri ve güçlü bir bedeni vardır. Adaleli ve atletik olan bu ırk, geniş bir kafaya ve yuvarlak bir alına sahiptir. çeneler iyi gelişmiştir ve dişler makas ısırışı ile kapanır. Gözler ırkın iyi huy ve sadakatinin ifadesini yansıtır ve koyu renklidir. Dengeli, sakin, itaatkar, cesur ve kolay eğitilir. Yalnızca efendisi ve ailesi saldırıya uğradığı zaman sertleşir.
Sizin ruhunuzda sanatçılık var. Bir manzara seyretmektense bazen size gerçeküstü bir manzara resmine bakmak daha fazla keyif verir çünkü sanat çoğu zaman gerçekten daha kusursuzdur. Genellikle hayalinizde bir karakter yaratırsınız ve önce ona aşık olursunuz sonra da gerçek hayattan biriyle karşılaştığınızda hayalinizdekine ne kadar benzeyip benzemediğine bakarasınız. Bu yüzden çoğu kez olduğundan başka gözüken kişiler size çekici gelir çünkü bu türdeki kişiler sizin hayalinizdeki kişiyi azçok algılarlar ve kendilerini ona benzer bir karakter olarak gösterirler. "Tanıdığımı sanmıştım" lafı sizin genelde ilişkilerinizin bitiminde kullandığınız bir sözdür. Sizin gibi sanatçı ruhlu ve sevmeye açık birinin kalbini kazanmak her ne kadar kolay olsa da bunu sürekli kılabilecek kişi hayalinizdeki mükkemel sevgiliyi unutturup size gerçekliğin güzelliğini gösterebilecek kişidir. Bu kişiyi tanıdığınızda onu hatalarıyla sevmeyi öğreneceksiniz.
Her daim taptazesiniz. Hangi yaşta olursanız olun hep yolun en başında olacaksınız. Hep o heyecan, amatör ruh, hareketlilik ve geleceğe bakan umutlu gözler. Pırıl pırıl kalacaksınız her daim. Azalmayacak, çoğalacaksınız. Gereğinden fazla yük taşımayacaksınız. Seçeceksiniz ve seçileceksiniz. Bulunduğunuz evrenin süsü olacaksınız. Zarafetinizle işaretleyeceksiniz geçtiğiniz yolları. Kimi zaman yanlış anlaşılacaksınız gene de. Ama bu yanlış anlaşılmalar bile sizi hırçınlaştırmak yerine inceltecek
1923 yılında James Jageson tarafından icat edilmemiş olsaydı bugüne kadar beklenir miydi bilemiyoruz ama kesin siz icat ederdiniz. Televizyon sizin en büyük kaçış ve rahatlama yolunuz. Ne olursa olsun izlemekten zevk alıyorsunuz. Televizyonun hemen herkesi rahatlattığını ve yoğun bir günün ardından kafa boşaltmaya büyük yardımı olduğunu biliyoruz, fakat unutmamakta fayda var: Televizyon başında geçirdiğimiz zaman içerisinde dışarıda akan kocaman bir hayat var.
Bir çift güzel kelam, tatlı söz... O kadar işte. Lakin klişeler bertaraf edilmeli, bilindik şiirler ezberden söylenmemeli. O zaman karşınızdakinin işini ciddiye alan bir romantik değil, boş zaman eğlencesi arayan bir çapkın olduğunu fark ediyorsunuz. Ne kadar romantik olsanız da kolayca kandırılamıyorsunuz. Hatta kırılganlığınız nedeniyle kendinizi romantizmin amiyane versiyonlarına karşı aşırı koruyorsunuz. Hareketli bir aşk hayatınız olduğunu söyleyemeyiz, ama baştan çıkma stratejiniz sayesinde o hayat son derece bereketli..