Selvi: (Sadakat) Güçlü, fiziksel olarak kasli, her ortama uyabilen, hayatla fazla ugrasmayan, hosnut, iyimser, paraya meraklidir.Yalnizliktan nefret eder. Kolay kolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur.Ama sadiktir. Moodu çabuk degisir. Kurallara boyun egmez. Biraz daukala (bu nedir bu?)ve ilgisizdir.
Tamam, aşk konusunda konuşabilirsin ama aşık olmak denince, işte o başka bi' şey. Evet, aşk senin için önemli ama aynı zamanda kendini özgür hissetmek de istiyorsun! ! "O"ndan istediğin şeyler; sıcak ve anlayışlı omalsı, senden kendine özel zamanını çalmaması. Senin yaşamında arkadaların da var! Sonuç olarak aşık olacağın kişi hem rahat ve eğlenceki biri olmalı hem de asla canını sıkmamalı :)
Çıtı pıtı bir hanımefendi olarak yetiştirildiniz. Zarafetiniz görende hayranlık bırakıyor. Asla ihtiyarlamayacak olmanızın en önemli sebeplerinden biri de oyuncu karakteriniz. Kılıktan kılığa girerek hayatı neşelendiriyorsunuz. Değişken bir kişiliğiniz var aynı zamanda. Bazen çok güçlü, bazen çok zayıf olabiliyorsunuz. Bütün bunlar aslında hayatı istediğiniz yönde şekillendirebilmek için kullandığınız stratejiler. Aşk ise en değerli hazineniz, en sevdiğiniz oyuncağınız. Sonsuza kadar mutlu olabileceğiniz kişi sizinle bu oyunu layıkıyla oynayabilecek olan o adam... Bekliyorsunuz, deniyorsunuz, yanılmıyorsunuz.
Normal koşullar altında bereket habercisi olan pek çok öğe sizde biraz fazlaca yoğun bir karışıma dönüşmüş. Hayatı önünüze katmış götürüyorsunuz adeta. Yepyeni yollar açıyorsunuz. Özgürlüğünüze biraz fazlaca düşkünsünüz. Size bent vurmaya çalışanı adeta mahvediyorsunuz, yalnızca akıp gitmiyor, yıkıp sürüklüyorsunuz. Amacınız her neyse ona ulaşmak için var gücünüzle uğraş veriyorsunuz. Mutlaka başardığınızda yorgunluktan eser kalmıyor. Bütün emeliniz denize karışmak... Bütün o hırçınlığınızın altında, deryanın dinginliğine duyulan özlem yatıyor.
Sizi aramak için uygun bir vakit tespit etmeye çalışıyor. Aslında yanınızdan ayrılır ayrılmaz eli telefona gitmiş. O kadar sevmiş ki sizinle olmayı, o kadar hoş vakit geçirmişsiniz ki, ayrılmak istememiş yanınızdan. Fakat bu defa gururlu biriyle karşı karşıyasınız. Bu yüzden sizi ne kadar beğendiğini çaktırmamaya çalışmış. Sizin aramanızı bekleyecekmiş gibi görünüyor şimdilik. Ama o kadar sabırlı da değil. O yüzden merak etmeyin, üç vakte kadar mutlaka arayacak.Heyecanlanmadan konuşursunuz :)
Evlilik,kaybetme korkusunu ortadan kaldıracağı için ilişkinizde daha da rahat olmanızı ve tutkunuzu çekincesizce ifade etmenizi sağlayacak.Kendinizi, onun yanında evinizde hissedeceksiniz. Kişiliğinizin henüz bilmediği alanlarını keşfetmesini sağlayacaksınız.Dolayısıyla evlilik,her an kafanıza takılan “acaba beni gerçekten seviyor mu?” sorusuna net bir yanıt verecek ve aşk engellerden korkmayıp kendi yolunda ilerleyecek.Sizin aşkınız, evlilikle ölmek bir yana hayatın tadını çıkararak yaşayacak..
Âşık olduğunuzda herşey şekil değiştiriyor.Sevgiliniz ve onunla yaşadığınız her şey gözünüze dünyanın en güzeli, geriye kalanlar ise önemsizi, kayda değmezi gibi görünüyor. Üstelik bu hal kalıcı da olabiliyor. Bu bazen kendinizi kandırmanıza neden oluyor ve âşık olunca daldığınız hayal dünyasından uyanmanız ciddi şoklar gerektirebiliyor. Bilindiği üzere astigmat gözde genellikle miyopla, yani uzağı görememe haliyle işbirliği yapıyor. Bu durumlarda en iyi çözüm, kalbinizi koruyacak dost gözler..
Gittiği yere kadar büyümek hevesindesiniz.Bu arada tadınızı da ihmal etmiyorsunuz.Basit bir formülünüz var aslında,ama olabilecek en iyi kıvamda.Şeker ve su.Biraz da yapıyı sağlam tutmaya yarayacak lifler.Yeşilin içine saklanmış o ateş kırmızısı serinlik varlığını sizin klasik yollardan asla sapmayışınıza borçlu. Yattığınız yerden dünyayı değiştirme gücüne sahipsiniz.Yazın vazgeçilmezsin.Etrafınızda bu kadar çok insan olmasını fiziksel güzelliğinize değil, sahip olduğunuz karizmaya borçlusunuz.
Aşk gelince, gönül ne söz dinler, ne bahane… İşte siz tam da aşkı böyle yaşıyorsunuz. İçinde bulunduğunuz ilişkiye ve kişiye kendinizi tamamen bırakıp, aşkın kâh durgun kâh dalgalı suları içinde akıp gidiyorsunuz. Aşk, sizin yaşam besininiz. Ne geçmiş, ne gelecek sizi bugün var olan bir aşk kadar etkileyemez. Hep böyle doyasıya yaşamaya devam edin, keyfini sürün, keyfini saçın… Bugünün aşkını elinizden bırakmayın.
Hiçbir disiplin yönteminden yararlanmadığı açık, kocaman bir zekânız var. Her türlü zorluktan ve sorumluluktan onun yüksek kapasitesi sayesinde kurtuluyorsunuz. Açıkçası, biraz tembelsiniz de. Yettiği kadar çalışmak, geriye kalan zamanı dünyanın, zamanın, aşkın, arkadaşlığın tadını çıkarmak için kullanmak istiyorsunuz. Sizin için konfor kelimesi genel geçer anlayışın çok ötesinde kalitelere işaret ediyor. Örneğin rahat uyumak için dört dörtlük bir yatağa değil, çok uzakta göz kırpan yıldızlara ihtiyacınız var. İyi yemek lüks bir restoranda değil, değecek kadar acıktıktan sonra gürül gürül akan bir nehrin kenarında yenilir diyorsunuz. Mutluluğun gerçek sırrını biliyorsunuz, tek sorun kimseyle paylaşamamanız…
Diğer adınız onbiray çiçeği. Göbek adınız da istikrar ve dayanıklılık. Evcil bir insan sayılmazsınız. Sizi özgür bırakmalı, o zaman bağımlılığa değil, güvene ve saygıya dayalı ilişkiler kurabilirsiniz. Renklerinizin olanca uçuculuğuna karşın sağlam ve değişken olmayan bir karakteriniz var. Kolay kolay değişmiyorsunuz. İnsanları defterinizden silmiyorsunuz, ta ki o en son hatayı yapıp size yalan söyleyene ya da kayıtsız şartsız bağlılık talep edene kadar. Orada ipleri koparıp kendi yolunuza gidiyorsunuz. Bu tür bir ayrılığın size ne denli acı vereceğini umursamıyorsunuz bile. Kararlı, azimli, duyarlı birisiniz. İyi bir dost, sırdaş, ama kötü bir ev arkadışısınız.
Değişim kapınızda, hissediyorsunuz. Ama rüzgârı hangi yönden estirmeniz gerektiğini henüz bilmiyorsunuz. Bir o yana bir bu yana çeviriyorsunuz bakışınızı. O değişimin yaratıcısı bu defa siz olacaksınız. Kimseye hayatınıza müdahale etme ruhsatı vermeyeceksiniz. Özgürlüğünüz tamamıyla sizin eseriniz olacak. Ama nasıl? Hâlâ vaktiniz var. Endişelenmeyin, acele etmeyin... Telaşa mahal yok. Çok yakında göreceğiniz kimi işaretler sağlıklı bir karar vermenizi sağlayacak. Bu arada siz rüzgârda üşütüp hastalanmamaya bakın...
Çikolata son derece gizemli bir gıda... Kendisinden beklenmeyen kimi sinir uçlarını ve hormonları harekete geçirebiliyor. Bu gücünü, barındırdığı kimi doğal kimyasallara borçlu olduğunu söylüyorlar ama siz böylesi mantıklı açıklamalara bayılmıyorsunuz. Aşık olduğunuzda gizemli bir havaya bürünüyorsunuz. Cazibenize, güzelliğinize ilaveler yapan bu atmosfer hafiften devreye soktuğunuz nazlı stratejilerinizle tamamlanıyor. Sizden başka hiçbir şey düşünemeyecek hale gelene kadar açmıyorsunuz kapılarınızı aşığınıza. Sonrasında ise sizin ondan başkasını görecek haliniz kalmıyor...
Hırs düzeyinizde bir doz aşımı yok. Çünkü fazla ihtiyacınız olmamış. Genel olarak şanslı ve daha da önemlisi yetenekli birisiniz. Elinize bir iş aldığınızda üstesinden çok da yorulmadan geliyorsunuz. Doğa vergisi kimi güçlerinize, eğitim ve deneyim de eklenmiş. Açıkçası hırslı olsaydınız da bundan fazlası olmazdı. Bu sayede mutlu ve kendinden emin bir haliniz var. İş hayatı sizi çok korkutmuyor. Çünkü özgüveniniz sayesinde önünüze gelen her fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğinizi biliyorsunuz.
Sadakatin sizde aldığı şekle bağımlılık diyoruz. Zira karşınızdaki sizi incitse, egonuzu yerle bir etse bile ona olan bağlılığınızı sürdürüyorsunuz. Terk etmeyi, uzaklaşmayı beceremiyorsunuz. En küçük bir duygusal kıpırtıyı bile aşırı önemsiyor ve bir bağlılık yeminine tercüme ediyorsunuz. Masallardan, klasik romanlardan devşirilmiş bir sadakat anlayışıyla hareket ediyorsunuz. Oysa artık şövalyeler ve prensesler zamanında yaşamıyoruz. Kaldı ki o zamanlarda bile bunca sabır, bağlılık aşırılığa kaçmak olarak kabul edilirdi. Sadakatin tek taraflı bir hal olmadığını akılda tutarsanız, kendinize kurduğunuz bağımlılık tuzağından çabucak kurtuluverirsiniz…
Siz annenizle bedenen ayrılmış olsanız da ruhen hiç uzaklaşmamışsınız. Deyim yerindeyse, etle tırnak gibisiniz. Onunla yaşadığınız yakınlık, kimilerinin eşleriyle, dostlarıyla, hatta kendi çocuklarıyla kurduğu yakınlıktan bile daha fazla. Onun, siz ya da hayatınız hakkında yanlış bir kanıya kapılacağını düşünmezsiniz bile. Annenize sizin diğer aklınız desek abartmış mı oluruz? Keşke zaman ve mekan izin verse de hep bir arada olsanız… Ona sevginizi ifade etmek için hiçbir çaba göstermenize gerek yok, zaten bu açık bir şekilde görülüyor. Anneniz ve size uzun mutlu yıllar dileriz…
Sevgilinizin mülkiyet duygusu alınmış gibi. Sizi sevdiğinden kuşkunuz olmasın, ama ondan sizi kıskanmasını da beklemeyin. Öylesine özgür bırakmış ki sizi arada bir kaybolduğunuzu hissediyorsunuz. Bu da sevgisinden şüpheye düşmenize neden oluyor. Ama hiç de öyle değil. Sevgi ve güven duygularını birbirini kösteklemeyecekleri bir dengeye oturtmuş. Ayrıca kendinden emin. Kıskanması gereken bir şey olursa şüphesini direkt söylüyor. Kıskançlığı bir oyun alanı olarak görmeyi reddediyor. Bu konuda kendisini çok iyi eğitmiş. Siz de çok şikâyetçi sayılmazsınız zaten...
Sizin işveyle, cilveyle pek işiniz yok. Son derece iffetli bir insansınız. Ama bu size sıkıntı vermiyor.Örneğin sadakat sizin için en önemli meselelerden biri, tabii ki karşı taraftanda sadakat bekliyorsunuz. Güven ve her zaman yanında olmak gibi bir ilişkinin temelinde bulunduğunda onu yıkılmaz kılan değerler çok daha önemli sizin için. Beklenti düzeyiniz çok yüksek, çünkü vaat ettiklerinizin ne kadar değerli olduğunu biliyorsunuz. Bunu fark edebilenle birlikte olur, fark etmeyenler için kılınızı bile kıpırdatmazsınız...
Dedikodudan hiç haz etmiyorsunuz. Sizden daha iyi bir sırdaş bulunamaz. Sizinle paylaşılan ya da tanığı olduğunuz sırları unuturcasına belleğinizin kuytularına gönderiyorsunuz. İnsanların size güvenmelerini istiyor ve bunun için hem bir dinleyici hem de iyi bir sırdaş olmaya çalışıyorsunuz. Dedikodu size ahlaki gelmiyor. Dedikodu yapan insanları da sevmiyorsunuz. Sizinle sohbette üçüncü kişilerin isimleri neredeyse hiç geçmiyor. Olup bitenleri, konuşulanları merak etmiyor değilsiniz, ama kendinizi rahatlıkla durduruyor, merakınızı dedikodu dışı yollardan gideriyorsunuz...
Mizah duygunuz tam kıvamında. Orijinal espriler, şakalarla kendi hayatınızı olduğu kadar etrafınızdaki insanların günlerini de şenlendiriyorsunuz. Biliyorsunuz, mizah duygusu ile zeka arasında gayet seviyeli bir ilişki var. Bu ilişkinin seviyesini ise niyetler belirliyor. Bu yüzden her zeki insan mizah ganimetinden yararlanamıyor, ne var ki her iyi niyetli insan da kıvamında bir mizah duygusuna sahip olamıyor. Sizin durumunuzda ise zeka, mizah ve iyi niyet mükemmel bir uyum oluşturmuşlar. Sallansanız da düşmeyeceğiniz bir dengede taşıyorlar sizi. Mizah duygunuz size, siz de dostlarınıza bir armağansınız. Söyleyin, kıymetinizi bilsinler...
Tek eşli bir kuşsunuz. Kolaylıkla evcilleşiyor, varsa bir deliliğiniz aşk hanenizin dışında bırakıyorsunuz. Aşık olduğunuzda ondan başkasını görmüyor gözünüz. Ona dokunmak, sesini duymak tek emeliniz oluyor. Tutku ateşiyle kavruluyorsunuz. Kavgaymış, kaprismiş... Aklınızdan geçmiyor... Ona bu kadar düşkün olmak, kolay kırılmanıza neden oluyor. Ama kırgınlığınızı dile getirmiyor, içinize atıyorsunuz. Kırgınlıklar biriktiğinde ise gidiveriyorsunuz... Açıklama yapma zahmetine katlanmıyor, ama hatalarınızdan ders de almıyorsunuz. Kendinizi onardıktan sonra yine aynı şekilde aşık oluyorsunuz...
İste size Dogustan Lider. Liderlik kanınıza islemis.Disardan bakilinca da bu kendini belli ediyor. Herkes size hayran.Aranan bir kisisiniz. OLUMLU YÖNLERİNİZ:Hırslı-tutkulusunuz ayrıca modayı siz belirliyorsunuz,bağımsız,sadık,atletik,Dinç,oldukça Atesli bir asik olursunuz bu da asiri özgüvenden geliyor olsa gerek. OLUMSUZ YÖNLERİNİZ:Kustah,kibirli,kiskanc,dusuncesiz ve merhametsiz olabiliyorsunuz.Sizinle ters düsenler yandi! UYUMLULUK:0 kan grubuna sahip kişiler AB ve 0 kan grubuna sahip kisilerle oldukca iyi anlasirlar. SİZİNLE AYNI KANI TAŞIYAN ÜNLÜLER:Ronald Reagan, Queen Elizabeth II, John Lennon, Paul Newman, Elvis Presley, Gerald Ford, Mikhail Gorbachev, Al Capone.
Sakin uzulmeyin size aslinda en hos yer uygunmus.Her zaman opulmesi gereken yer adres istemez.Onemli olan dogru adrese giden yolda ise baslamaktir.Mutlu etmenin stratejik konumu diye birsey yoktur.Siz icinizden gelen o masum ve sicak opucugu sakin karsinizdakinden esirgemeyin.Kim bilir belki hosnut kalacaktir...
Siz bir rüya tabircisi, görücü ve bilicisiniz... Konuşmalardaki sessizliklerden, mektuplardaki satır aralıklarından adeta ikmikle süzüyorsunuz anlamı. O kadar iyi bir gözlemcisiniz ki, size yalan söylemek mümkün değil. İnsanlara en gizli sırlarını itiraf ettirmekte üstünüze yok. Bu kadar gözlem ve farkındalık sizin için çok yorucu... Hatta insanların size duydukları saygı altında ezildiğinizi hissediyorsunuz zaman zaman. Ama sizden öğrenilecek o kadar çok şey var ki, hiçbir zaman arzu ettiğiniz yalnızlığa ve dinginliğe sahip olamayacaksınız.
Sürprizlerle dolu bir kişiliksiniz. Ne zaman ne yapacağınız hiç belli olmadığı için insanlar tepkilerinizle ilgili bir hazırlık yapacak fırsatı bulamıyor. Bir gün çok sinirlendiğiniz bir olay ertesi gün hiç umrunuzda olmayabiliyor. Ya da normalde hoşunuza bile gidecek bir söz aniden sinirlerinizi bozabiliyor. Hal böyle olunca çevrenizdekiler her daim ruh halinizi kontrol etmek durumunda kalıyor, ağızlarını açmadan evvel. Onlarınki de zor iş...
İçiniz dışınız bir.Hiç kimse görüş ve düşünceleriniz konusunda ikilemde kalmıyor. Zaten siz de ikilemde kalmayı, kimsenin işi ikircikli bırakmasını istemiyorsunuz. Dikkat etmeniz gerekenler: Ara sıra zayıf yönünüzü göstermenin bir zararı dokunmaz. Ara sıra çekilin bir kenara ve kendinize biraz soluk aldırın. Hem böylece başkaları siz olmadan da bir şeyler yapmaya çalışacaktır.
Umurunuzda değil sizin için çok para sahibi olmak. Rahatınız yerinde olsun yeter. Hem biliyorsunuz, büyük başın büyük derdi olur. O kadar parayı cebinize koyup çalınmasından korkmaktansa, temel ihtiyaçlarınıza ve eğlenmenize yetecek kadarıyla idare etmeyi tercih edersiniz. Ama bu demek olmuyor ki mutlu olmayacaksınız, yüzünüz gülmeyecek... Elbette bunların hepsi olacak. Üstelik küçük şeylerle, sıradan tatlarla gönlünüzü hoş etmeyi bildiğinizden parayla satın alınamayacak binlerce lezzetin, keyfin tadını çıkartacaksınız...
Sizin için, varsa yoksa aşk. Önce aşk, sonra aşk, hep aşk. Yaşmış, boymuş, kiloymuş, vız gelip tırıs gidiyor. Sevdiceğiniz aklınıza düşmeyegörsün. Kanınız tutuşuyor, aklınız başınızdan gidiyor. Kabul görmüş ne kadar kural, usül ve görenek varsa hepsini yıkmayı göze alabilirsiniz. Birine kapıldığınızda gözünüz hiç bir şey görmüyor. Köprüleri yıkıyor, gemileri yakıyorsunuz. Aşkın ırkı yok, dili yok, milliyeti, sınırı yok. Kendi memleketinde saltanat süren, kendi dilince konuşan bir hükümdar sizin için aşk.
Hayata olabilecek en sağlam şekilde bağlanmışsınız. Neşeden havalara uçacak gibisiniz. Bugünlerde başınıza iyi bir şey gelmiş olmalı. Ne mutlu size! Arada bir sizin de ayağınıza çelmeler takılıyor. Düşüyor, etrafı kolaçan ettikten sonra ayağa kalkıyor ve üzerinizdeki tozları silkeliyorsunuz. Bugünlerde ise olan ya da olacağını sezdiğiniz bir şeyler hayata bağlılığınızı daha da arttırmış. Enerjiniz sizi insanlara, dünyaya, doğaya, geleceğe daha da sıkı bağlamış.Benden geriye şu kalsın diye değil, Hayal ettiğim hayat bu diyerek girişiyorsunuz her işinize. Canınızın istediği her şeyi yapabilecek gücünüz var. Tutabilene aşk olsun…
En cesur ve güçlü 0 Kan grubu Bu kan grubu taşıyan herkes gücü, dayanıklığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve tanrı vergisi bir iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar. Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri (güç, etki, güvenirlik) ve başarı için gerekli güdüler size kalan 0 grubu mirasıdır.
Önümde bir karanlık yol.Benimle yürür müsün.Zemini meçhul bi yol.Yanımda yürür müsün.Gönlümün aşk parçası.Kalbimi dinler misin.İlahi bir aşktır bu.Şakayla karışmasın.Benim derdim seninle.Kal yanımda hep böyle.Benim derdim seninle.Sorma sorma.Hiç bir kimse anlamaz beni senin gibi.Hiç bir kimse inanmaz bana senin gibi.Hiç bir kimse karışmaz kana senin gibi Ruhumun ta dibinde.Raks eder senin sesin.Vurgun yemiş gönlüme.Ne eylesen nafile...
Kendinizi rahatlıkla kalp dostu ilan edebilirsiniz. “İyilik yap ve iyilik yap” diye bir söz olsaydı, eminiz sizin için söylenmiş olurdu. Ama bu kadar verici olmaktan hiç de rahatsız değilsiniz. İçinizden geliyor, yapıyorsunuz. Size göre, başkalarına yardımcı olmak veya mutlu etmek, sadece onlar için değil, tüm insanlık için faydalı. Zor bir karakter olduğunuz söylenemez. Hatta katılaşmaya başladığınızda, ısıyı artırıp erimeye koyuluyorsunuz vakit kaybetmeden. Böyle mutluysanız, ne güzel! Lakin kendinizi de ihmal etmeyin, hele hele mutsuz hiç etmeyin.
Sizin mantıklı yaklaşımlarınızın her insan evladında olması gerekir. Yapıcılığınız sayesinde asla tekme yiyen taraf olmazsınız ama tekme atmaya da yanaşacağınızı sanmıyoruz. Genelde anlaşıp tatlı tatlı bitirirsiniz ilişkilerinizi. Bu sayede sevgili kaybetseniz de yeni dostlar kazanmış olursunuz.
Kimseyi baştan çıkarmak istemiyorsunuz. Ya da istemeden baştan çıkarıyorsunuz. İlgilenseniz bile karşınızdaki kişinin gözünü boyamak onu tavlamak için uğraşmıyorsunuz. Su ve sabunla yaşayan kadınlardansınız/Erkeklerdensiniz. Makyaj yapmaktan hoşlanmıyorsunuz, yaptığınız zaman da hafif renkleri tercih ediyorsunuz.(Erkek iseniz Kuaförle işiniz Olmuyor Ayna Başında Fazla Vakit Harcamıyor Küçük bir Tarakla işinizi Görüyorsunuz) Rahat kıyafetler giyiyorsunuz. Birilerini kazanmak için masa başına geçip stratejiler üretmiyorsunuz. Heyecanlarınızı gizlemiyorsunuz. Temiz yüzünüz sadakatin ve sakinliğin bir sembolü gibi.
İŞte bu siz karışık zamanlarda ortaya çıkar ve geniş kitleleri etrafınızda toplayabilirsiniz eğer bu yeteneğinizi hayalinizle birleştirirseniz ki bunun için sıkı çalışmak gerek istediğiniz her alanda unutulmuyacak kişiler arasına girebilirsiniz sanat,spor,siyaset,din hangisine yetenekli oldugunuza karar verin yeter kaderiniz size yol gösterecektir ;)
İkna etmek ve yönetmek, karakter özelliklerinizin size bağışladığı iki önemli yetenek. Hayatınız boyunca üstlendiğiniz görevleri hakkını vererek yerine getirdiniz. Bu sayede pek çok insanın güvenini kazandınız. Kimseyle kavga ettiğiniz, hatta söz yarıştırdığınız bile görülmedi. Kimse sizden şikâyet edecek tek bir fırsat yakalayamadı. Nasıl başarıyorsunuz bilmiyoruz ama işleriniz de hiç aksamıyor, tıkır tıkır yolunda gidiyor. Bütün bunların tek sebebi var... Bütün bunları karizmanıza borçlusunuz. Aman ha onu iyi koruyun...
Aslında göründüğünüz gibi değilsiniz gerektiğinde SOĞUKKANLILIĞINIZI KORUSANIZDA İÇTEN İÇE duygularınızı yaşayan ve bunu pek sık belli edemeyenlerdensiniz!!!! Çok iyi empati kurabilir ve duyarlısınızdır!!!!!Ancak biraz daha duygularınızı dışarı vurmalı ve pollyanna cılığı oynamamalısınız!!!!
Sizin durumunuz için “fena değil” demek daha yerinde olur. Hem sabırlısınız hem de testimi ciddiye almışsınız. Sosyal yaşamda ve iş ortamında pratikliğinizle göz dolduruyorsunuz. Örneğin kilosu 8 YTL olan tam yağlı Ezine koyun peynirinin 1 kilo 250 gramının kaç YTL tutacağını kafadan hesaplayabiliyorsunuz.
Efendi insanları seversiniz siz. Müstakbel eşinizden de düzgün bir yaşam, pratik bir zekâ ve olgun davranışlar bekliyorsunuz. Ne yaparsa yapsın, başarıya ulaşacaklardan müstakbel eşiniz. Sağlam bir kariyer sahibi, kendi ayakları üzerinde duran, sakin ve yetenekli biri. Ayrıca bilgili olduğu kadar da mantıklı da… Böyle birinden maddi ve manevi çok destek görürsünüz. Saygılı ve oturaklı yapısı ile insanlar arasında da dikkat çeken biri olur. Onu, yanınızda gururla taşıyabilirsiniz. Mutluluklar dileriz…
Sizin hikâyeniz, aşkın insana özgü diğer bütün duygulardan daha güçlü bir duygu olduğuna bir örnek. Aşk, insanı zorluklara ve engellere karşı dirençli kılabilir. Tıpkı Romeo ve Juliet'in hikâyesinde olduğu gibi. Romeo ve Juliet, birbirine düşman iki ailenin çocuklarıdır. Aşklarını onaylamayan tüm kurallara karşı çıkarlar. Bu arada kendi sonlarını hazırladıklarından habersizdirler. Kader, onları nefretin kurbanı olarak seçer ve ölümleri iki aile arasındaki düşmanlığın sona ermesinin bedeli olur. Bu hikâye aşıklara engel olmaya kalkanların, eninde sonunda pişman olacaklarını anlatır.
Patronunuzun size ne ödediğini bilemiyoruz ama yönetim kurulu üyesi CEO vb. üst düzey yöneticileri bir yana bırakırsak, bize göre “en fazla kazananlar” kategorisine dahil edilmenize hiç bir engel yok. Bunu, işletmenin gelirlerine yaptığınız katkıyı dikkate alarak söylemiyoruz. Öyle olsaydı, sıfırların sayısını biraz daha artırmak gerekecekti. Bu parayı, patronunuza siz olmazsanız dünyanın sonu gelecekmiş gibi hissettirdiğiniz için hakediyorsunuz. Farkında değil misiniz, bir gün onu terketmeniz ihtimali patronun uykularını kaçırıyor. Aldığınız parayı sonuna kadar hakettiğinizden şüpheniz olmasın. Hatta belki daha fazlasını istemelisiniz.
Birbirinize ihtiyaç duyuyorsunuz. Gün içinde sık sık araşıyorsunuz. Bazen bahaneler uyduruyorsunuz. Bazen de “sesini duymak istedim” cümlesi yetiyor. Gelecek planları konusunda biraz aceleci davranıyor. Yanınızda başkaları varken bile bir eli hep üzerinizde. Sanki “O burada işte, benim yanımda” diyor. Aşk ihtiyaca dönüştüğü gibi, ihtiyaç da aşka dönüşebilir. Bir zararı yok diyorsanız buyurun devam edin. Zaman içinde karşılıklı sevgi, saygı ve güven ilişkisi oturtabilirseniz mutlu sona erişirsiniz. Ama ben tutkulu bir aşk istiyorum diyorsanız, bu ilişki pek size göre olmayacak.
Ne kendinizi tam olarak dış dünyadan soyutlamışsınız, ne de merkezde olmayı seviyorsunuz. Sizin için "dengeyi tam oturtmuş" diyebiliriz. İnsanların sizinle ilgilenmesinden hoşnutsunuz. Ama biliyorsunuz ki sürekli merkezde olmak da tehlikeli... Bunun için zaman zaman geri planda kalmayı başarabiliyorsunuz.
Duygu-mantık dengesinin mükemmel olması, size hayat boyu doğru karar olarak geri dönüyor. Kendinizinkiler dahil, bütün sorunlara uzaktan bakarak gereken manevraları yapabilme yeteneğiniz sayesinde yapıyorsunuz bunu. Bu da sizi yargıç yapıyor. Zaten bir denge insanı olarak adalet duygusunun çok iyi gelişmiş olmasının sürpriz sayılmaması gerekir. Yine de pişmanlık yaşamama adına duygularınızı fazla bastırmamanız önerilir. Fazla özverilisiniz. Başkalarına olduğu kadar kendinize de adil olun. Biraz kendiniz için yaşayın.
Ah o partiler ne kadar yorucu sizin için?.. Zannediyorsunuz ki en iyi parti çevreye en az rahatsızlık verendir. Oysa insanlar partilere dağıtmak ve dağılmak için giderler. O yüzden her şeyi kontrol altına almaya çabalamak anlamsız. Gereksiz şımarıklıklar, anlamsız gürültüler partilerin olmazsa olmazları... Partilerin doğal koşullarıyla mücadele etmeyin. Bir huyunuz daha var vazgeçme niz gereken.Partilerde çöpçatanlık yapmayın... “Gecenin çöpçatanı ben olacağım” derken kendi kısmetinizi kapatıyor olabilirsiniz... Söylemedi demeyin... Herkesi kendi haline bırakın... Göreceksiniz siz de partilerde sahiden eğlenmeye başlayacaksınız.
Eğer testimizi gayrı ciddi doldurmadıysanız siz Cem Yılmaz değilsiniz, olasınız da yok… Tarzınız değil. Hayatı fazla ciddiye alıyorsunuz. Dahası mizaha güvenmiyorsunuz. Kaygan, buzlu bir zemin olduğunun farkındasınız. Arada bir mecbur kalınsa da her daim böyle bir zemin üzerinde yolculuk etmenin doğru olmadığına inanıyorsunuz… Cem Yılmaz olmamanız ama gülmediğiniz anlamına gelmez. Birisinin onun yaptığı şeyleri yapması, söylediği şeyleri söylemesi, insanları güldürmesi hoşunuza gidiyor. En azından bu yük sizin omuzlarınızdan alınmış oluyor. Siz kendi uzmanlık alanınızdan gayet memnun ilerliyorsunuz. Risk almıyor, insanları kızdırmıyor, dikkatleri üzerinize çekmeden sessizce işlerinizi hallediyorsunuz. Süreç değil sonuç ilgilendiriyor sizi. Hiçbir başarınızın arkasında başkalarının sizi fark etmesi isteği yatmıyor. Aksine kendi ruhunuzu hoşnut etmek derdiniz. Başkaları sizi ilgilendirmiyor. Ne dedikleri, ne düşündükleri umurunuzda bile değil. Kendinizde gördüğünüz misyonu tamamlamak size yetiyor. Bir miktar ahlakçı olduğunuz doğru. Ama dünyaya sizin gibiler de gerekiyor…
Kusura bakmayın ama söylediğiniz yalanların hiçbirine kimse inan mıyor, hatta o kadar zorlanıyorsunuz ki, insanlar sizin söyledikle riniz karşısında gülmemek için kendilerini zor tutuyor. İyisimi siz yol yakınken dönün ve yalan söylemek için kendinizi zorlamayın. Yalan söyleyememek elbetteki bir kusur değil, hatta sizi bu konu da tebrik etmek gerekir çünkü bu zamanda zor bulunan nadide bir saflığınız var.
Hayatınızdan kesinlikle çok memnunsunuz, her günün size yeni birşeyler getirebileceğine inanıyorsunuz. Küçük şeylerden mutlu olmayı başarabiliyorsunuz ve istediklerinizi saplantı haline getir mek yerine sahip olduklarınıza şükür ediyorsunuz. Herşey her zaman istediğiniz gibi gitmesede bunu çok büyütmüyorsunuz ve geleceğe umutla bakmayı başarabiliyorsunuz.
Siz eğer karşınızdaki kişiden hoşlanmıyorsanız onu etkilemek için ekstra bir çabaya girişmezsiniz. Etrafınızdaki herkes tarafından beğenilmek gibi bir arzunuz yok, böyle bir tavır da size çoğu zaman anlamsız geliyor ama eğer birilerini etkilemek istiyorsanız kimse sizi durduramaz ve bu durumda tüm silahlarınızı çıkarırsınız. Hoşlandığınız kişilere karşı bilinçli veya bilinçsiz etkileyici tavırlar sergileyerek onun gözünün sizin üzerinizde olmasını sağlarsınız. Bu yapınız size aşk hayatınızda başarı sağlamaktadır, bu yüzden karşılıksız aşk pek size göre birşey değildir. Karşılığını alamadığınızı düşündüğünüz bir aşk var ise emin olun ki siz o kişiye gerçekten aşık olmamışsınız demektir, çünkü olsaydınız sizin yapınızda biri ne yapar ne eder o kişiyi elde ederdi.
Aklınıza bir şey koyduğunuzda sizi hiç bir güç durduramaz.İmkan sız diye bir şey sizin sözlüğünüzde yer almıyor, siz en olmayan bir durumu bile bir şekilde oldurursunuz. Geriye dönüp baktığınızda bir çok insanın cesaret dahi edemediği girişimlerde bulunduğunuz onlarca anınız vardır. Kısacası işin içinde heyecan yoksa siz de yoksunuz. İlklere, imkansızlara, uzaklara olan koşunuz hep heyecanı bulmak için. Öylesine bir özgüvenle donatılmışsınız ki bazen aşırıya kaçıp dünya sizin etrafınızda dönüyor gibi hissediyor sunuz, sizi heyecanladıran şeyler bazen etrafınızakileri sizin adınıza endişelendiriyor. Aslında bu sizin çok da umursadığınız bir durum değil, çünkü eğer diğerlerini dikkate alacak olursanız ve onların istediği gibi bir hayat sürecek olursanız, mutsuzluk sizin için kaçınılmaz olur ama yine de diğerleriyle sizin aranızda bir denge oluşturacak küçük çözümler bulmalısınız.
Ruh ikiziniz çok eski çağlarda yaşamış ve hayata veda etmiş birisi, ya siz dünyaya biraz geç geldiniz yada o erken... Seyrettiğiniz tarihi filmlerde, dolaştığınız tarihi mekanlarda hissettiğiniz o garip duygu bu yüzdendir. Çünkü sizin bir parçanız yani, ruh ikiziniz o dönemlere tanıklık etmiş. Çevrenizdeki kişilerin size herşeyi biliyormuşsunuz gibi davranmalarında, size akıl danışmalarında ruh ikizinizin size kattığı bilgece duruşun da çok etkisi var.
Issızlık kavramı sizin için o kadar değişken ki, sosyal hayata bakış açınızı tek bir kelimeyle özetlemek yada sizin hakkınızda genel bir yargıya varmak çok zor. Siz hayatı inişli çıkışlı bir ruh haliyle yaşıyorsunuz, tüm tepkileriniz, hayata karşı olan duruşunuz günden güne değişiyor.Bir gün en kalabalık ortamlarda bile bir anda girişken tavırlarınızla sivrilirken, bir başka gün bir tek insana bile tahammül edemeyecek kadar kendi kabuğunuza çekiliyorsunuz. Genelde bu ıssız dönemleriniz daha önceden oluşturduğunuz sosyal çevreniz ve yakın arkadaşlarınız tarafından farkediliyor ve sizi ıssızlığınızdan kurtarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu nedenle ıssız kalmak istediğiniz zamanlarda bile elinizden tutup sizi kalabalığa çekecek birileri oluyor.