Demokrasiye önem veriyorsunuz, ekonomide devletçilik modelini destekliyorsunuz... İnsanlar arası ayrım yapacak olursanız; din, ırk veya renk sizin için önemli değil, önemli olan o insanın çalışkanlığı ve onurudur. Ayrıca, büyük bir komutansınız, savaş alanına çıktığınızda, sesiniz tüm alanda yankılandığında, herkes çakı gibi dimdik durur ve tek bir çıt dahi çıkmaz. Söylediğiniz şeyleri, verdiğiniz emirleri, ilahi emirler gibi dinler ve uygularlar; herkes size büyük bir saygı duyar.Bu yolda devam ederseniz, saygı duyulan birisi olarak anılırsınız.
Aslında Genç Fenerbahçeliler’in mazisi yıllar öncesine dayanmaktadır. 80’li yılların başından itibaren günümüze kadar devam etmektedir. 2001-02 sezonu itibariyle Genç Fenerbahçeliler adı altında dernekleşen grubumuzun amacı Fenerbahçe’ye her branşta kayıtsız ve şartsız olarak destek vermektir. Niçin Kuruldu ? 90’lı yılların sonuna doğru kamuoyunda "Tribün Terörü" adı altında oluşturulan gündem süreci içerisinde yazılı ve görsel basında tribünlere yönelik yapılan acımasız eleştiriler özellikle Fenerbahçe tribünlerini aşırı derecede rahatsız etmiştir. Toplumda maçlara giden insanlara holigan sıfatı yakıştırılmaya başlanmıştı. Bizlerde bu imajı yıkmak için “Genç Fenerbahçeliler” adı altında bir dernek kurmaya karar verdik. Kimler Kurdu ? Grup tribünlerimize geçmişten bugüne kadar emek veren insanların önderliğinde, Üniversite ve Liselerde okuyan gençlerinde katılımıyla kurulmuştur. Her geçen gün gittikçe artan üye sayısı ile birlikte Genç Fenerbahçeliler sadece Türkiye’de değil Avrupa ve Dünya’nın bir çok ülkesinde faaliyet göstermeye başlamıştır.
Onlarla kızların çoğunlukta olduğu ve çapkınlık yapabilecekleri her yerde karşılaşabiliriz. Özelikle de spor salonlarında, barlarda, gece kulüplerinde, havuz başlarında... Onları çapkın bakışları ve fotoğraftaki gibi muzip gülüşleri ele verir. Genellikle yakışıklı ve havalı olurlar. Kendilerinden emin gözükürler, burunları havadadır.
Özgürlük anıtını yada times meydanını gördügünde içinde mutlulukla karısık tuhaf bir duygu hissediyormusun? new yorka bakarken iste yasamak istedigim sehir diyormusun? hiphop r&b favori muziginmi? los angeles,chicago,miami hayallerini süsleyen tatil mekanlarımı? o halde sen yolunu kaybetmis bir amerikalısın,hollywood filmlerini neden bu kadar seviyorsun hic düsündünmü...
Eğer testimizi gayrı ciddi doldurmadıysanız siz Cem Yılmaz değilsiniz, olasınız da yok… Tarzınız değil. Hayatı fazla ciddiye alıyorsunuz. Dahası mizaha güvenmiyorsunuz. Kaygan, buzlu bir zemin olduğunun farkındasınız. Arada bir mecbur kalınsa da her daim böyle bir zemin üzerinde yolculuk etmenin doğru olmadığına inanıyorsunuz… Cem Yılmaz olmamanız ama gülmediğiniz anlamına gelmez. Birisinin onun yaptığı şeyleri yapması, söylediği şeyleri söylemesi, insanları güldürmesi hoşunuza gidiyor. En azından bu yük sizin omuzlarınızdan alınmış oluyor. Siz kendi uzmanlık alanınızdan gayet memnun ilerliyorsunuz. Risk almıyor, insanları kızdırmıyor, dikkatleri üzerinize çekmeden sessizce işlerinizi hallediyorsunuz. Süreç değil sonuç ilgilendiriyor sizi. Hiçbir başarınızın arkasında başkalarının sizi fark etmesi isteği yatmıyor. Aksine kendi ruhunuzu hoşnut etmek derdiniz. Başkaları sizi ilgilendirmiyor. Ne dedikleri, ne düşündükleri umurunuzda bile değil. Kendinizde gördüğünüz misyonu tamamlamak size yetiyor. Bir miktar ahlakçı olduğunuz doğru. Ama dünyaya sizin gibiler de gerekiyor…
BUNHONGSIN- THE RED SHOES – KANLI AYAKKABI Ne kadınlar gördüm ayağında ayakkabısı yoktu, ne ayakkabılar gördüm içinde hanım yoktu. Konu: Eşinin kendisini aldattığını öğrenen Sunje, kızı Tesu'yu da alarak evi terkeder. Kızı ile beraber yeni bir hayata başlamaya karar veren genç kadın, uzun zamandır ara verdiği mesleği olan doktorluğa da devam etme niyetindedir. Bir akşam, yeni tuttukları eve dönmek için metroya binen, sahipsiz bir çift ayakkabı bulur. Genç kadın ayakkabıların göz kamaştırıcı güzelliğine karşı koyamaz ve onları alır. Yeni evlerine alışmaya çalışan genç kadının kızıyla ilişkisi gizemli ayakkabı nedeni ile altüst olur. Ayakkabıları gören herkes onları giymek için önüne geçilmez bir istek duymaktadır. Ancak ayakkabı, kökleri yıllar öncesine dayanan bir laneti barındırmaktadır. Ayakkabı, arzularına yenik düşüp kendisini giyen herkese ölüm getirmektedir. Ayrı ayrı, ayakkabının büyüsüne kapılan Sunje ve kızı kendilerini hiç bitmeyecek bir kabusun içinde bulurlar. Kızını kaçınılmaz sondan korumak için ayakkabının esrarını çözmeye çalışan genç kadın, benliğinin derinliklerinde yatan korkunç sırlarla da yüzleşmek zorunda kalacaktır
Wooooow...!!! Öpüşmek ve öpüşme sanatı konusunda üstünüze yok. Sevgilinizi öperken onu nasıl bulutların üstüne çıkartabileceğinizi çok iyi biliyorsunuz. Sizinle her öpüşmesinden sonra kendine gelmek için zamana ihtiyacı oluyor ve her seferinde size bir kez daha aşık oluyor. Onu bir kez de bu testin sonucuna ortaklık ettiği için öpmelisiniz. :)