İYİMSER:hayata toz pembe bakıyorsun fazlasıyla iyimsersin cevrendeki kişileri kendin gibi görüyorsun. ama bazen böyle olman sana zarar veriyor hatta fazlasıyla üzüyor..
Kendi duyguların , kendi düşüncelerin var. Ama çoğu zaman başkalarının etkisi altında kalıyorsun. Birinin sana söylediği en küçük şey seni inatlaşmaya , kararını değiştirmeye veya doğrularından vazgeçmeye itebiliyor. Aileye değer veriyorsun. Senin için paradan çok huzur önemli. Ama paranın da keyfini sonuna kadar sürebilecek yapıdasın. :D
Aşırı bir şekilde alıngan, hassas ve evhamlı olan Yengeç’lerin sezgileri oldukça kuvvetlidir. Sorumluluklarının bilincindedirler. Etrafındaki insanlardan da sorumluluk beklerler. Ayrıntılara önem verdiklerinden işlerinde başarılıdırlar. Aşırı duygusal ve duyarlıdırlar. Etkileşim içinde oldukları insanlarda duyarlılık ve iyi niyet ararlar. Kendilerini iyi hissettiklerinde yardımsever, sıcakkanlı, anlayışlı, neşeli düşünceli ve anlayışlıdırlar. Fakat hiç sebep olmaksızın alıngan ve somurtkan olabilirler. Arkadaşlarına değer verip sevmelerine karşın bunu pek belli etmezler. Sabırlı ve nazik olan Yengeç’ler tartışmalardan ve eleştirilmekten hoşlanmazlar. Alıngan yapıları sayesinde kolay kırılırlar, kendilerini kıranları zor affederler. Kendilerine yapılan hareketleri kolay kolay unutmazlar. Tepkileri mantıklı değil duygusaldır. Ailelerine aşırı bağlıdırlar, evcimendirler. Aşırı hassas olmalarından dolayı depresyon eğilimlidirler.
Kendine güvenen, hareketli ve enerjik yapısıyla toplum içinde fark edilir. Otoriterdir ve otorite kurmaktan keyif alır. Dik başlıdır ve hata yaptığında bunu kabul etmek istemez ve bencil davranışlar sergiler.Özgürlüğüne fazlasıyla düşkündür. Dostları ve arkadaşları için yapmayacağı şey yoktur
Siz heyecanlı bir yaşam bekliyorsunuz. Bunu çift karakteriniz ile başarıyorsunuz. Bir dakika yeni bir ev tipi yapmak isteyen yaratıcı ve özgür düşünen birisisiniz, ikinci dakika da ise tarzınızı değiştirip niye bir insanın böyle bir fikri ortaya savunabileceğini sorgulayan geleneksel bir eleştirmen oluverirsiniz. Siz sosyal bir muammasınız. Merakınız pek çok farklı kesimden kişiler ile iletişim kurmanızı sağlar. Siz bu ortamlarda gelişip serpilirsiniz. Partilerde eğlenceli kişilerden biri sizsinizdir. Arkadaşlarınız pek çok farklı ortamdan gelen ve farklı ilgi alanları olan insanlardan oluşur. Bazen durup kendinize şaşırırsınız; sürekli bu çılgınlıkları kendinize nasıl çektiğinizi düşünürsünüz.. Fakat içten içe bilirsiniz ki aşırı tek düzelik kişinin gelişimini durdurur ve siz kesinlikle tek düze bir ortamda bulunamazsınız. Dünyanın size ihtiyacı olduğuna inanmak istersiniz. Çoğu kez kontrolünüzün olmadığı sosyal konular üzerinde düşünüp bir anlam çıkarmaya çalışırsınız.. Sonunda ise boşa harcadığınız zamandan yorgun düşmüş ve duygusal olarak çökmüş hissedersiniz. Anlamanız gerek ki dünya hiç bir zaman istediğiniz gibi mükemmel bir ortam olmayacak. Bir insan ancak bir yere kadar olayları kontrol edebilir. Zaman içinde göreceksiniz ki kontrol edemediğiniz sosyal kavramlar üzerinde enerjinizi harcamak yerine kendi çevrenize ve yaşamınıza konsantre olursanız çok daha etkili değişimler gerçekleştirebilirsin iz. Bir iş yaparken amaca ve hedefe tüm varlığınızı veremiyorsanız başarılı olmanız mümkün değildir. Bütün kalbiniz ile girişmiyorsanız o işi bırakın ve bir sonrakine geçin. Siz yeni bir şeyler yapmak, kurmak, üretmek ihtiyacındasınız, eğer bu imkan elinizde yoksa mutsuz olmanız kaçınılmazdır. Eğer maviyi portakal renginden daha çok seviyorsanız, bir işi önce nasıl yapacağınızı düşünür sonra planınızı gözden geçirip hatalarını incelersiniz. Eğer portakal rengini maviden daha çok seviyorsanız, anlık heyecanlara kapılıp planlarınızı unutmanız çok kolaydır.
Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.
Olum bu adi ustunde...43 sene sonra aramizda olmayacaksiniz buna uzulmedik degil.Ama elden gelen bisey yok.Bu kalan yillarinizi doya doya mesut sekilde gecirmeye bakin yoksa olum saatiniz geldiginizde keske diyeceginiz bir cok sey geride kalcak.Aklinizda olan seyleri biran once yapmaya koyulun....