Demokrasiye önem veriyorsunuz, ekonomide devletçilik modelini destekliyorsunuz... İnsanlar arası ayrım yapacak olursanız; din, ırk veya renk sizin için önemli değil, önemli olan o insanın çalışkanlığı ve onurudur. Ayrıca, büyük bir komutansınız, savaş alanına çıktığınızda, sesiniz tüm alanda yankılandığında, herkes çakı gibi dimdik durur ve tek bir çıt dahi çıkmaz. Söylediğiniz şeyleri, verdiğiniz emirleri, ilahi emirler gibi dinler ve uygularlar; herkes size büyük bir saygı duyar.Bu yolda devam ederseniz, saygı duyulan birisi olarak anılırsınız.
Nazik,dengeli,hassas,kibar,uyumlu ve düşünceli bir insansınız. Kavga ve patırtıdan asla hoşlanmazsınız. Çevrenizdekilerle iyi geçinmeye çalışırsınız. Yumuşak ve tatlı dil ile yılanı deliğinden çıkartmayı başaran bir insansınız. Sessizliğin en iyi ilaç olduğuna inanırsınız. Bütün bunlar sizin herkes ile dost olacağınızı göstermez. aksine dostlarınızı çok iyi inceleyip seçersiniz. Genel olarak da dostlarınız zirvede olanlar veya sizin için gerekli olan insanlardır. Adalet duygunuz çok gelişmiştir ve haksızlığa dayanamazsınız. Kendi zararınıza bile olsa haktan yana davranırsınız. Sizin için her şeyden önde gelen adil olmaktır Bildiğinden şaşmayan ve iyi ile kötüyü birbirinden ayırt eden birisiniz. Verdiğiniz sözü yerine getirmeye çalışırsınız.
Ruh ikiziniz çok eski çağlarda yaşamış ve hayata veda etmiş birisi, ya siz dünyaya biraz geç geldiniz yada o erken... Seyrettiğiniz tarihi filmlerde, dolaştığınız tarihi mekanlarda hissettiğiniz o garip duygu bu yüzdendir. Çünkü sizin bir parçanız yani, ruh ikiziniz o dönemlere tanıklık etmiş. Çevrenizdeki kişilerin size herşeyi biliyormuşsunuz gibi davranmalarında, size akıl danışmalarında ruh ikizinizin size kattığı bilgece duruşun da çok etkisi var.
Bildiğiniz tüm yolları denemişsiniz ve yine başarısız olmuşsunuz. Artık biraz kendinizi nadasa bırakma zamanı gelmiş. Biraz dinlenin göreceksiniz o zaman herşey çok daha iyi olacak. Aklınız her zaman yeni fikirler ile dolu. Ama artık bu sizi yormaya başladı. Çevrenizdekilerle bir kişi hariç bir güven sorunu yaşıyorsunuz. Takım oyununa katılmanızın vakti geldi. İnsanlara biraz müsadece etmelisiniz. O ördüğünüz özel duvarı yıkmasanızda insanlara içeri girmeleri konusunda biraz yardımcı olmalısınız. Yoksa yanlız kalabilirsiniz. Büyük bir harcama yapacaksınız. Dikkat edin.
Siz tam anlamıyla bir özgür ruhsunuz.Aykırılık sizin doğanızda var. Herkezin yaşadığı yerlerde yaşayamaz, kısıtlamalara tahammül edemezsiniz.Kendine has dünyanız ile diğerlerinden kabul beklemek size göre değildir.Işte bu yüzden siz özgürlükler şehri Amsterdamsınız kimin ne yaptığını sorgulamayan, iyi kötü ayrımının diğer şehirlerden çok farklı kriterlerle belirlendiği hatta belirlenmediği şehir Amsterdam. Siz de Amsterdam gibi sıradışı bir hayatın insanısınız günlük rutinlerden çabuk sıkılır, birçok insanın konfor tabir ettiği özelliklere burun kıvırırsınız. Tatil anlayışınız bile bu nedenle en sade ve bohem olanından yanadır. “Amsterdam” adeta sizin göbek adınız.
Lionel Andrés Messi, (d. 24 Haziran 1987 Rosario, Arjantin) La Liga takımı Barcelona ve Arjantin Milli Futbol Takımı’nda forma giyen futbolcudur. 1,69 m boyunda 67 kg ağırlığındaki futbolcu oyun stili,sol ayağı ve özellikleri ile Maradona’ya benzetilmektedir. Maradona da kendisi için, ”veliahtı" olduğunu belirtmiştir.
Çok stres dolu bir hayata sahipsiniz. İş hayatınızdaki yoğunluk yüzünden kendinize fazla zaman ayıramıyorsunuz. Arada ufak bir Cevahir kaçamağınız olsa da hayatınızın yoğunluğu canınıza tak ediyor.Son zamanlarda yeni kolaylıklar (zincirlikuyu-söğütlüçeşme metrobüs hattı :] ) sayesinde yoğun trafiğiniz biraz daha sevimli olmuş durumda.
Olum bu adi ustunde...43 sene sonra aramizda olmayacaksiniz buna uzulmedik degil.Ama elden gelen bisey yok.Bu kalan yillarinizi doya doya mesut sekilde gecirmeye bakin yoksa olum saatiniz geldiginizde keske diyeceginiz bir cok sey geride kalcak.Aklinizda olan seyleri biran once yapmaya koyulun....
Siz bireyselliğe saygı duyarsınız. Siz kendi yolunuzda yürümeye ve kendi düşüncelerinizi özür dilemeden açıkça konuşmaya inanırsınız. Eğer birisi çizgisini aşarsa sessiz kalmazsınız. Koşulsuz sevgi arıyorsunuz ve insanların herhangi bir kısıtlama, utanç ya da korku olmadan kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı ümit ediyorsunuz. Kendinize yakın bulduğunuz insanlar ile içten ve samimi ortamlarda bulunmayı seviyorsunuz. En büyük her zaman en iyi olmayabilir sizin için. Küçük şehirler, küçük firmalar ve küçük arkadaş grupları sizin için daha caziptir, sizin kendinizi değerli hissetmenizi sağlarlar. Aksi takdirde aşırı endişeler, geniş çevre, pek çok arkadaş ve hatta karmaşık duygular gerçekleri görme yeteneğinizi yok edebilir. Siz başkaları için neyin çalışmadığını görebilirsiniz. Sonrada hazır olsun veya olmasınlar olduğu gibi gerçeği söylersiniz. Bu açık sözlülük kendisine güveni olmayan insanlar için ürkütücü olabilir ve sizden uzaklaşmalarına yol açabilir. Diğerleri ise sizi güvenilir ve koruyucu olarak görür. İş yapmaya yoğunlaşmış kişiliğiniz sizin duygusal yanınızı saklar. Bu sizin koruma mekanizmanızdır. Biraz daha açılmalısınız. Zayıflıklarınızı göstermekten çekinmeyin. Tıpkı bir mıknatıs gibi hak ettiğiniz sevgiyi ve saygıyı kendinize çekmeye başlayacaksınız. Çünkü insanlar böylece sizi tanıyabilir ve gerçekten hak ettiğiniz değeri ancak o zaman verebilir. Eğer kırmızıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, dünyada pozitif bir değişim yapmaya öyle yoğunlaşmış durumdasınız ki ilişkilerinizi ikinci plana atıyorsunuz. Eğer portakal rengini kırmızıdan daha çok seviyorsanız, herkesin iyiliği için olayları tamir eden ya da arabuluculuk yapan birisiniz demektir
Sizin beklediginiz yakinlarinizda aradiginiz hayatinizin aski aslinda sizden cok ama cok uzaklarda.Sadece birgun kavusmayi ve sizin onu bulmanizi bekliyor.Umudunuzu sakin kaybetmeyin sonucunda hayatta kazanabileceginiz ve beraber yasayabileceginiz mutluluklar otesinde bir ask var.Bizce buna deger.Sizde bunun degerini bilin ve arayisinizdan ugraslarinizdan vazgecmeyin...
Biraz rahatına düşkünsün. Kendini olayların içine çok fazla sokmuyorsun. Her zaman küçük iyilikler yapmayı tercih ediyorsun. Bazen bîr arkadaşının problemini dinleyebiliyorsun. Haklısın, bu çoğu zaman yeterli olabilir. Ama kimi zaman insanlara karşı daha ilgili olup sorunların çözümü için çaba sarfetmen gerekebilir.
Siz aslında bir aynasınız. Sahneye çıkıp kendimize bakmamızı sağlıyorsunuz. Ağlanacak hallerimize güldürüp sırlarımızı ifşa ediyorsunuz. İki kaş bir göz arasında en sinsi oyunlarımızı ortaya çıkartıyorsunuz. Siz var ya siz!!! Aslında çok tehlikeli birisiniz… Allah vergisi bir zekâ, özetleyip söyleyivermenin bin bir türlü yolu sizde… Mizahla haşır neşir oluşunuz cesaretinizi artırıyor. Dobra bir insan olduğunuzun herkes farkında. O yüzden sizi sevseler de rahat edemiyorlar etrafınızda. Sizin için ise bu rahatsızlık gösterinizi tamamlayan nadide bir parça yalnızca. İnsanlara en olmadık şeyleri güldürürken kabul ettiriyorsunuz. Kendinizi gösteriyor, enerjinizle adeta akıllarını başlarından alıyorsunuz. Sahneyi, güldürmeyi, göstermeyi ve görünmeyi seviyorsunuz. Bu yüzden sahneden indiğinizde, artık kimse size bakmadığınızda yüzünüz asılıyor, ciddileşiyorsunuz. O zaman da kimse sizi ciddiye almıyor. Ama kimse sahnenizi de çalamıyor. Yalnızca sizin yapabileceğiniz şakalar, yalnızca siz söylerseniz gülünebilecek bir sürü şey var. Bu yüzden kimsenin sizin yükünüzü sırtlanamayacağının da farkındasınız. Tek önerimiz, kendi taklitlerinizden sakınmanız…
Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.