Yaptıkları işlerde sürekli kendilerini kanıtlamak isterler. Bir işe başlarken eğer ayrıntılı plan yaptılarsa, güçlü ve hareketli yapıları sayesinde çok üretken olabilirler. Dik başlılıkları, bencillikleri ve asi tavırlarından dolayı zor duruma düşebilirler ve böyle zamanlarda başladıkları işleri sonuçlandırmakta güçlük çekerler. Çoğu zaman da sonuçlandırmadan bırakırlar. Sürekli kendilerini ön plana çıkartmak isterler. Bu sebeple olayları abartarak yada değiştirerek anlatırlar. Lider ve otoriterlerdir. Zodyak’ın ilk burcu Koç’tur. Enerjik ve hareketli yapıları ile dikkat çekerler. Egoları çok gelişmiştir. Hatalarını kabul etmezler ve bencil davranışlar sergilerler. Koç burçları çok pratiktirler. Hayatlarına canlılıklarıyla ve girişimcilikleriyle yön verirler. İlgilendikleri konularda oldukça yaratıcıdırlar. Başka insanların girmekten çekineceği projelere imza atmaktan hoşlanırlar. Başkaları üzerinde otorite kurmaktan hoşlanırlar. Özgürlüklerine çok düşkündürler. Aşırı kıskançtırlar. Sürekli hareketli olduklarından boş zamanlarını sosyal aktivitelere katılarak ve spor yaparak değerlendirirler. Bu sayede atletik ve alımlı vücuda sahiptirler.
Bildiğiniz tüm yolları denemişsiniz ve yine başarısız olmuşsunuz. Artık biraz kendinizi nadasa bırakma zamanı gelmiş. Biraz dinlenin göreceksiniz o zaman herşey çok daha iyi olacak. Aklınız her zaman yeni fikirler ile dolu. Ama artık bu sizi yormaya başladı. Çevrenizdekilerle bir kişi hariç bir güven sorunu yaşıyorsunuz. Takım oyununa katılmanızın vakti geldi. İnsanlara biraz müsadece etmelisiniz. O ördüğünüz özel duvarı yıkmasanızda insanlara içeri girmeleri konusunda biraz yardımcı olmalısınız. Yoksa yanlız kalabilirsiniz. Büyük bir harcama yapacaksınız. Dikkat edin.
Hiç şüpheniz olmasın. O size âşık. Hem de çok. Bu yüzden istiyor sizi. Yanınızdayken mutlu... Sizi tanıdığı ya da size âşık olduğunu ilk hissettiği günden bu yana yerinde duramıyor. Ama korkuyor da sizden. Sizi aşkıyla incitmek, hırpalamak, kendisinden uzaklaştırmak istemiyor. Mesela sizi gün içinde defalarca aramak istiyor, ama bunaltmaktan çekiniyor. Arkadaşlarına, ailesine sürekli sizden bahsediyor. İlişkinin geleceği konusunda aceleci görünmüyor. Çünkü yorulmanıza gönlü razı olmuyor. Birlikte mutlu olacağınızı biliyor. Size sahip olduğu her şeyi değil, gerçekten almak istediklerinizi vermek istiyor…
Sen Cloud Strife'sın. Cloud Final Fantasy 7 'nin baş karakteridir.Silah olarak motorsikletinin içinde bulunan kılıçları kullanır. Tifa ile aynı kasabada yetişmiş olan cloud,13 yaşındayken hayalini gerçekleştirmek için shinra bünyesindeki askerlere katılmıştır.O zamanlar idolü sephiroth olsa da,bir görev esnasında Sephiroth'un onun kasabasını yakması, idolünden nefret etmesini sağlar.Daha sonrasında arkadaşı Zack ile beraber bir takım jenova projesi deneylerine tabi tutulurlar.Cloud bu deneylerden kafası allak bullak bir şekilde çıkar ve hafızası geçmişi hatırlayamaz hale gelir.Zack ile beraber kaçtıktan sonra, Shinra askerlerinin saldırısına uğrarlar.cCoud sağ çıkar,ama Zack o kadar şanslı değildir.Cloud,Zack'ın kocaman kılıcını kendisi alır.Yaşadıklarından sonra Midgar'a bir trenle dönerken,içlerinde Tifa'nın da bulunduğu, Barett Wallace tarafından yönetilen avalanche isimli,shinra karşıtı grupla karşılaşır ve oyuncular oyuna o andan itibaren dahil olurlar... advent children'da da rol alan cloud'un ff7'deki olaylardan sonra,geostigma adında gezegenin büyük kısmını etkisi altına almış bir tür hastalığa yakalandığı belirtilmekte. Ayrıca sevdiği kız olan Aeris'ide Sephiroth tarafından kaybetmiştir. Ve Aeris Cloud'un kollarında ölmüş , ve oda onu suların derinliklerine bırakmıştır
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…
Ah o partiler ne kadar yorucu sizin için?.. Zannediyorsunuz ki en iyi parti çevreye en az rahatsızlık verendir. Oysa insanlar partilere dağıtmak ve dağılmak için giderler. O yüzden her şeyi kontrol altına almaya çabalamak anlamsız. Gereksiz şımarıklıklar, anlamsız gürültüler partilerin olmazsa olmazları... Partilerin doğal koşullarıyla mücadele etmeyin. Bir huyunuz daha var vazgeçme niz gereken.Partilerde çöpçatanlık yapmayın... “Gecenin çöpçatanı ben olacağım” derken kendi kısmetinizi kapatıyor olabilirsiniz... Söylemedi demeyin... Herkesi kendi haline bırakın... Göreceksiniz siz de partilerde sahiden eğlenmeye başlayacaksınız.
Evlilik kurumunu sorgulamaktan kendinizi alamıyorsunuz. Bu nedenle evlenip evlenmeyeceğinizden emin değilsiniz. Bir yanınız bu kuruma kötü gözle bakmamaktan yana. Öte yandan hayat yolu çetrefilli... Yalnız yürümek kolay değil. Paylaşmadıkça da zevki yok. Size evlilik üzerine kafa yormuş biri gerekiyor. Olabilecek her türlü aksiliği öngörsün. Birikimiyle entelektüel beklentilerinize cevap versin. Onunla her türlü konuda konuşup fikir alışverişinde bulunabilin. Bilgi ve görgüsü ile çevresindeki herkesin saygısını kazansın. Ayrıca en iyi dostunuz olsun... Mutluluklar dileriz…
Bir önceki hayatınızda tıbbi bilimler ile uğraşıyordunuz. Yaşadığınız bölge, o dönemin medeniyetinden çok uzakta kendi içinde yaşayan bir toplululuktu. Ama ayrıcalıklı bir bölgeydi çünkü masallardaki gibi mutlu insanların yaşadığı bir köy gibiydi. Savaş veya açlık gibi sıkıntılardan uzakta, kurtarılmış bir bölgede gibiyidiniz. Fakat kötü bir salgın hastalık bu mutlu topluluğun huzurunu kaçırdı, siz daha önce türlü bitkilerden içecekler yapıyordunuz ve bu özel bitkisel çaylarınızın, zaman zaman yaşadığınız halsizliklere iyi geldiğini farketmiştiniz. Bu salgın hastalıktan sonra bu çayları salgına yakalanmış insanlara içirmeye ve sonuçlarının olumlu olmaya başladığını gördünüz. Sizin sayenizde kısa bir dönemde topluluğunuzdan bir çok insan bu hastalıktan kurtuldu. Siz şu an her ne iş yapıyor olursanız olun eminiz ki ruhunuzda bir yerlerde bir kahraman var.