Peter'ın anne ve babası o henüz bir bebekken geçirdikleri uçak kazası sonucu hayatlarını kaybetmişlerdi. Ailesinin ölümünden sonra Peter'ı amcası Ben ve yengesi May kendi himayelerine alarak, onu kendi öz çocukları gibi severek yetiştirdiler. Peter oldukça zekiydi ve özellikle kimyaya özel bir yeteneği vardı. Fakat 15 yaşında bir lise öğrencisiyken sosyal hayatı pek de parlak sayılmazdı. Okulda sürekli 'inek' muamelesi görür, özellikle okul takımının yıldızı Flash Thompson ve arkadaşları tarafından her gün itilip kakılır, onunla dalga geçilirdi... Taki o genleriyle oynanmış örümcek tarafından sokuluncaya dek.
Hayvanları pek fazla sevmiyorsunuz .. ve tabiki kedi-kopekleride.. korkuyor olabilirsiniz.. sevmiyorda.. fakat, insanlara guveniniz kalmadığında, yanınızda bir kedi veya kopeğin varlığını hissetmekten yoksun kalacaksınız.. şu dünyadaki en guvenilir yaratıkar onlar..
Sen Leon'sun. Leon bir polistir. Ve başkanın kaçırılan kızını bulmak için şehrin başkanı tarafından zombi şehrine gönderilir işte bütün macera burada başlar. Yola çıktıklarında Leon arkadaşları tarafından yarıyolda bırakılır ama bu arkadaşların sonu iyi olmaz ve arabalarıyla birlikte derin bir çukura düşüp ölürler Leon ise tek başına başkanın kızı Ashley'i arama macerasına koyulur. Sonuç olarak Leon kızı kurtarır. Dönüş yolunda Ashley boş zamanında ne yapıyorsun der Leon'da mesleği gereği bunun olamayacağını söyler ve kısacası kızın çıkma teklifini reddeder. Ne kabalık ama :D:D
Efendim size tarif gerekmiyor. Bundan bin yıl öncesine de (AROG), bin yıl sonrasına da göndersek (GORA) gene kendiniz gibi kalıyorsunuz. İnanılmaz bir uyum ve hayatta kalma becerisine sahipsiniz. Bu becerinizi kıskananlar (Mutlu Tönbekici var mı aralarında:)) size sinir oluyorlar. Cevherinizi görmezden geliyorlar. Kurallara uymayışınızı, kalıplardan taşmanızı bir türlü kabullenemiyorlar. Hiçbir şeyi kafanıza takmıyor oluşunuz her şeye kafa yoranlara fazla yorucu geliyor. Asla olamayacakları biri olduğunuzdan durmadan eleştirip duruyorlar. Varlığınız Allah’ın onlara çektiği nanik sanki… Size gelince… Ayıp yok, günah yok, tavır yok, tasa yok… Gül gibi geçinip gitmek, olanı yemek, olmayandan vazgeçmek varken ne gereği var yorgunluğun… Fetih ruhu üzerinizde eğreti duruyor. Daha çok bir Bektaşi tekkesine yakıştığınızın siz de farkındasınız. Felsefeniz, “hayatta kalacak kadar öğren, ondan bıkacak kadar değil” şeklinde özetlenebilir… Fazlasına ihtiyacı olanlar şovmen Cem Yılmaz’la idare edebilir…
BUNHONGSIN- THE RED SHOES – KANLI AYAKKABI Ne kadınlar gördüm ayağında ayakkabısı yoktu, ne ayakkabılar gördüm içinde hanım yoktu. Konu: Eşinin kendisini aldattığını öğrenen Sunje, kızı Tesu'yu da alarak evi terkeder. Kızı ile beraber yeni bir hayata başlamaya karar veren genç kadın, uzun zamandır ara verdiği mesleği olan doktorluğa da devam etme niyetindedir. Bir akşam, yeni tuttukları eve dönmek için metroya binen, sahipsiz bir çift ayakkabı bulur. Genç kadın ayakkabıların göz kamaştırıcı güzelliğine karşı koyamaz ve onları alır. Yeni evlerine alışmaya çalışan genç kadının kızıyla ilişkisi gizemli ayakkabı nedeni ile altüst olur. Ayakkabıları gören herkes onları giymek için önüne geçilmez bir istek duymaktadır. Ancak ayakkabı, kökleri yıllar öncesine dayanan bir laneti barındırmaktadır. Ayakkabı, arzularına yenik düşüp kendisini giyen herkese ölüm getirmektedir. Ayrı ayrı, ayakkabının büyüsüne kapılan Sunje ve kızı kendilerini hiç bitmeyecek bir kabusun içinde bulurlar. Kızını kaçınılmaz sondan korumak için ayakkabının esrarını çözmeye çalışan genç kadın, benliğinin derinliklerinde yatan korkunç sırlarla da yüzleşmek zorunda kalacaktır